Beklentisi bol 38 hisseye dikkat çekiliyor

GİRİŞ TARİHİ: 27.02.2025 GİRİŞ TARİHİ: 12:04 SON GÜNCELLEME: 27.02.2025 12:04
2025 yılında borsanın yine önemli getirileri destekleyeceğini düşünen uzmanlar, testere formatında seyreden endekste yükselme potansiyeli bulunduğunu dile getiriyor. Uzmanlar, endeks için yıl sonunda 15.000 seviyelerine ulaşma potansiyeli öngörüyor.

İDİL TARAKLI / Borsa İstanbul jeopolitik risklerin gölgesinde haftaya başladı. Özellikle Rusya - Ukrayna arasındaki savaşa dair gelişmeler, Avrupa'da gerçekleşen Münih Güvenlik Konferansı'nda Avrupa ve ABD temsilcileri tarafından verilen mesajlar Rusya - Ukrayna sürecinin ötesinde fikir ayrılıklarının da olduğunu ve ABD'nin Avrupa'ya olan desteğinin zayıflaması olarak yorumlandı.

Hafta ortasında Rusya - Ukrayna savaşını sona erdirme sürecine dair müzakereler küresel piyasalara moral verdi. Sürecin zaman alacağı bilinmesine karşın riskli varlıkların son gelişmelere pozitif tepki verdiği görüldü. Gelişmelere paralel Borsa İstanbul'da BIST-100 endeksi de 9.900 üzerine yöneldi. Analistler, Rusya – Ukrayna savaşının sona erme sürecine dair iyimserliğin devamı halinde endekste 10.200 – 10.300 ana direnç bölgesinin hedeflenebileceğini söylüyor.

Öte yandan ECB Yönetim Kurulu Üyesi Isabel Schnabel'in 'faiz indirimlerine ara vermek ya da durdurmak' zorunda kalabileceklerine dair mesajı da Avrupa'da yüzde 2'lere varan satışlara neden oldu. İçeride ise küresel gelişmelere ek olarak siyasi gelişmeler ve yargıya intikal eden konu başlıklarının da Borsa İstanbul üzerinde baskısı görüldü.

Borsa uzmanları, son dönemde BIST- 100 endeksinde çok dar bir marjda sıkışma olduğuna dikkat çekerek, destek ve dirençlerin birbirine çok yakın olduğunu hatırlatıyor. Ancak endeks bazında 14 bin üzerine işaret eden uzun vadeli değerlemeler nedeniyle olası bir kırılmanın yukarı yönlü olma ihtimalini yüksek görüyor.

Hafta sonuna doğru ise özellikle ABD de Walmart'ın bilançosu ve geleceğe dönük beklentilerinin zayıf gelmesi ABD borsalarını olumsuz etkiledi. Asya'da ise Alibaba'nın güçlü sonuçları pozitif bir piyasaya neden oldu. TCMB verilerine göre yabancı yatırımcıların önceki hafta hisse senedi tarafında 108 milyon dolar, tahvil tarafında ise 1.85 milyar dolar net alıcı olduğu dikkat çekti. Yabancı işlemlerine aracılık eden kurumlardan gelen yorumlarda da Türk varlıklarına olan ilginin devam ettiği yönündeki görüşlerin arttığı görüldü.

Jeopolit risklerin yanı sıra içerde etkili olan siyasi gelişmelerin piyasada yarattığı baskıya rağmen uzmanlar, 2025 yılında borsanın yine önemli getirileri destekleyeceğini düşünüyor. Uzun süredir testere formatında olan endekste yükselme potansiyeli bulunduğunu dile getiren analistler, trendin yukarı yönlü olduğunu belirterek endeks için yıl sonunda 15.000 seviyelerine ulaşma potansiyeli öngörüyor. Borsa uzmanları, bu kapsamda 2025'de uygun seviyelerde portföylere eklenmek üzere 38 hissenin takip edilebileceğini söylüyor.

"TRUMP FAİZ İNDİRİMİ İSTEDİĞİNİ SÖYLÜYOR"

2025 yılında borsada trendi belirlemede yurt içinde enflasyon ve faiz konularının önemli olacağını belirten İnfo Yatırım Genel Müdürü Tarkan Akgül, euro/dolar paritesinin seyrinin de ihracatçı şirketler açısından belirleyici olacağını söylüyor. Yurt içinde büyüme odaklı stratejinin ihracatla olması beklentileri bulunduğunu da hatırlatan Akgül, "Fakat, Trump adımları dolar endeksini güçlendirirken, bizim de dolarla alıp euroyla sattığımızı düşünürsek, yurt içi ihracatçı şirketler için euro/dolar paritesinin seyri de bir nevi ihracatçı şirketlerin yönünü belirleyecek gibi duruyor" diyor.

Bu arada Fed'in para politikası kararlarının global taraftaki belirsizliği arttırdığını da dile getiren Akgül, Trump'ın attığı tarife adımları ABD'de enflasyonu yukarı yönlü tetikleyeceği ve Fed'in faiz indirimini daha da öteleyeceği beklentisi olsa da ABD Başkanı Trump'ın faiz indirimi istediğini hatırlatıyor.

"BANKACILIK, ULAŞTIRMA, GIDA PERAKENDE"

2025 yıl sonu endeks beklentilerinin 14.500 seviyeleri olduğunu söyleyen Akgül, bankacılık, ulaştırma ve gıda perakende sektör hisselerinin bu sene ön plana çıkacağını düşünüyor. Akgül, söz konusu sektörlere yönelik ise şu değerlendirmeleri yapıyor:

" TCMB'nin faiz indirim döngüsü ile birlikte bankaların fonlama maliyetlerinde azalma bekliyoruz. Ayrıca bu süreçte kredi & mevduat spreadinde de önemli düzelme emareleri görebiliriz. İndirilen faizlerle birlikte anlık olarak borçlanma araçları piyasasına yoğunlaşan yabancı yatırımcıların riskli varlıklara bankacılık sektörü ile gelmesini bekliyoruz.

2025 yılında yolcu trafik sayılarında yükseliş ve turizm gelirlerinin de artarak devam etmesini öngörüyoruz. Bu durumun sektöre katalist etki yaratabileceği kanaatindeyiz. 12. Kalkınma Planı'nda yer alan daha fazla harcama eğilimi olan ziyaretçinin ülkeye çekilmesiyle ziyaretçi başına turizm gelirinin artırılması ile sektörde yeşil ve dijital dönüşümün gerçekleştirilmesi temel amaç olması ileriye dönük projeksiyonlarda daha büyük potansiyele neden olabilir. Plan kapsamında turizm gelirinin artarak devam etmesi beklenirken, 2028'de ise 100 milyar dolar olması hedefleniyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da 5 Eylül 2024'teki OVP sunumunda "Bu yıl sonu itibariyle hedeflerimizle uyumlu bir şekilde 60 milyar dolara yakın bir turizm geliri bekliyoruz." şeklinde açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin özellikle coğrafi konumunun güçlü olması ve jeopolitik gerginliklerde arabulucu olması Türkiye'nin turist çekme açısından güçlülüğünü devam ettirmesini sağlıyor. Öte yandan turist sayısındaki artış, turizm gelirlerine ve havayolu talebine de doğrudan yansıyacak gibi duruyor.

; gıda perakende sektörünün 2025 yılında da öne çıkabileceğini düşünüyoruz. Sektör şirketlerinin hızlı mağaza açılışları, farklı alanlardaki yatırımlarıyla faaliyetlerini çeşitlendirmesi ve güçlendirmesi gelecek perspektifi açısından potansiyel yaratabilir. Sektörün yüksek enflasyonist dönemlerdeki enflasyonu fiyatlarına yansıtabilme kabiliyeti ve sıkı para politikaları ile yüksek faiz ortamında temel ihtiyaç ürünleri satmasıyla düşük talep esnekliğine sahip olması sektörü öne çıkarıyor. Başlayan faiz indirimlerinin etkisinin de sektörün talep anlamında daha hızlı toparlanmasına yardımcı olacağını düşünüyoruz.

Alım gücündeki olası negatif gelişmelerde indirim marketleri ve private label üreten gıda perakendecilerini öne çıkarabilir. Bu markalar maliyet açısından şirketlere avantaj sağlarken bu sayede daha rekabetçi satış fiyatlarını da beraberinde getiriyor. Borsa İstanbul'da işlem gören büyük gıda perakende şirketlerinin de private labelları olduğu düşünülürse bu şirketlere olan talebin güçlü kalmasında etkili bir faktör olarak öne çıkabilir."

"HER DÖNEMİN AYRI BİR HİKAYESİ VAR"

Her yatırımcının risk algısının farklı olduğunun altını çizen Akgül, "Fakat her dönemin de ayrı bir hikayesi var ve bu hikayelerden olumlu ya da olumsuz etkilenebilecek birçok hisse senedi ve sektör grubu oluyor. Temel analizi ve teknik analizi güçlü, büyüme odaklı stratejide olan şirketler her dönemde öne çıkıyor" diyor.

Enflasyon muhasebesi olmasından kaynaklı olarak rasyolar tarafının çok sağlıklı çalışmadığını da dile getiren Akgül; özkaynağı yüksek şirketlerin baskılı finansallar açıkladığı, borçlu şirketlerin karlı bilanço bildirdiği bir dönem olduğunu söylüyor. Ya da aynı sektörden farklı şirketlerin birinin TMS 29'dan muaf diğerinin olmamasının karmaşıklık yarattığını hatırlatan Akgül, bu kapsamda rasyolarla birlikte bilanço ve gelir tablosunun dikkatle incelenmesini öneriyor.

Akgül, bu kapsamda 2025 yılında Astor Enerji, Aselsan, BİM, Çimsa, Emlak Konut GYO, Ereğli Demir Çelik, Garanti BBVA, Mavi Giyim, Migros, THY, TAV Havalimanları, Tofaş Oto Fabrikaları, Turkcell, Torunlar GMYO ve Tatlıpınar Enerji Üretim hisselerinin uygun seviyelerde portföylere eklenmek üzere takip edilebileceğini söylüyor.

"TEMKİNLİ OLMA ZAMANI"

2025 yılında küresel ve yerel ekonomik gelişmelerin piyasaların yönünü belirleyecek en önemli gündem maddeleri olduğunu belirten ALB Yatırım Genel Müdürü İbrahim ise FED'in faiz indirim sürecinin, küresel likiditeyi artırarak gelişmekte olan piyasalara sermaye akışını destekleyebileceğini, ancak ABD'de enflasyonun seyri ve ekonomik büyüme dinamiklerinin bu sürecin hızını belirleyeceğini düşünüyor.

10 Şubat haftasında ABD'de beklenti üzerinde açıklanan ÜFE ve TÜFE verileri sonrasında faiz indirim beklentilerinin yeniden ötelenmesinin göz ardı edilmemesi gerektiğini de hatırlatan Çetin, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Trump'ın ısrarla vurgulamış olduğu gümrük tarifelerinin enflasyonist etkileri ve buna bağlı olarak oluşan ekonomik belirsizliğin ve aynı zamanda faiz indirimlerine dair baskıcı duruşu karşısında FED'in nasıl bir tepki vereceği takip edilmesi gereken önemli gelişmeler arasında yer alıyor.

Donald Trump'ın ABD başkanı olarak yeniden seçilmesi, küresel ticaret politikalarından jeopolitik gelişmelere kadar geniş bir yelpazede belirsizlik yaratabilir ve özellikle Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir dönem başlatabilir.

İç tarafta ise TCMB'nin faiz indirimleri Türkiye ekonomisi açısından kritik bir dönemeç olacak; faizlerin düşmesi yatırımcı iştahını artırabilir ancak enflasyon ve kur istikrarı üzerindeki etkileri yakından izlenmeli. Ocak ayında baz etkisi ile birlikte gelen yüksek enflasyon oranı sonrasında enflasyon tahminlemesinde yapılan değişiklikler, gelecek dönemlere dair bir yol haritası olarak izlenebilir. Yine Şubat ayının başında Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın yatırım fonu katılma paylarından elde edilen kazançlara uygulanan tevkifat oranını yüzde 15'e çıkartması gibi hususlar da takip edilmesi gereken gelişmeler olarak nitelendirilebilir.

Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerine göre borsada yatırımcı sayısının azalması ve farklı enstrümanlara yönelim de sermaye piyasalarında dengeleri değiştirebilir ve yatırımcıların risk iştahında dalgalanmalara yol açabilir.

Özellikle halka arzların gündeme gelmesi piyasa likiditesi tarafında volatiliteli seyre yol açılabilir ve mevcut hisse senetleri üzerinde baskı yaratabilirken, arz-talep dengesini değiştirebilir.

Bu gelişmelerin yanı sıra, küresel enflasyonist baskılar, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve Avrupa ekonomisindeki olası durgunluk senaryoları, Türkiye'nin dış ticaretine ve büyüme beklentilerine doğrudan etki edebilir."

"ENDEKSİN 15.000 SEVİYELERİNE ULAŞMA POTANSİYELİ VAR"

Geçtiğimiz günlerde açıklanan 2025 Enflasyon Raporu'nda yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 24 seviyesine revize edilmesinin, Türkiye'nin para politikalarındaki adaptasyon sürecinin önemini vurguladığını ifade eden

enflasyon ve faizlerdeki düşüşün, yurt içi talebi canlandırırken, ihracatta beklenen artışın da döviz gelirlerini yükselterek ekonomik dengeleri güçlendirebileceğini işaret ediyor.

Çetin, Borsa İstanbul'da yılbaşından bu yana görülen yüzde 0.52'lik değer kaybına rağmen, olumlu bir senaryoda yabancı yatırımcı ilgisinin artması ve kredi derecelendirme kuruluşlarından gelecek not artırımlarıyla endeksin 15.000 seviyelerine ulaşma potansiyeli bulunduğunu söylüyor. Ancak, küresel risklerin derinleşmesi, ABD'deki yeni yönetimin politikaları, Avrupa'daki ekonomik durgunluk ve enflasyonun kontrol altına alınamaması gibi unsurların, piyasalarda baskı oluşturarak BIST- 100'ün 8.500 seviyelerine kadar gerilemesine neden olmasından endişe ediyor.

Bu sene bankacılık ve finans, gayrimenkul ve inşaat, dayanıklı tüketim ve otomotiv sektör hisselerinin ön plana çıkacağını düşünen Çetin,

2025 yılında Ford Otosan, Emlak Konut GYO, Turkcell, Aselsan, Garanti BBVA, TSKB, Astor Enerji, Çimsa, Tofaş Oto Fabrikaları, Sabancı Holding, Koç Holding, THY, BİM, Türkiye Sigorta, Enerjisa, Arçelik, Coca Cola İçecek, TAV Havalimanları, Pegasus ve Ülker hisselerinin uygun seviyelerde portföylere eklenmek üzere takip edilebileceğini öngörüyor.

"FİYATLAR YUKARI YÖNLÜ BİR POTANSİYEL TAŞIYOR"

2025 yılında trendi belirleyecek yurt içindeki ana faktörlerin enflasyonun seyri ve beraberinde Merkez Bankası'nın faiz indirim süreci ve olası kredi notu artırımları olduğunu belirten Ahlatcı Yatırım Hazine Müdürü Arda Coşar da "Eğer enflasyon piyasaların beklediği ölçüde ya da daha hızlı bir şekilde geriler ve beraberinde Merkez Bankası faizleri aşağı çekmeye devam ederse, bu süreçte de istenmeyen ölçüde bir talep daralması olmaz ise piyasa bunu pozitif, aksi senaryoda ise negatif fiyatlar" diyor.

Yurt dışında da yine enflasyon oranları, FED başta olmak üzere merkez bankalarının faiz politikaları ve ekonomik aktivitedeki canlılığın ön plana çıkacağını hatırlatan Coşar, "Genel olarak istenen senaryo enflasyon beklenmedik bir daralmaya sebep olmadan gerilemeye devam etsin beraberinde merkez bankaları faiz indirsin. Ancak gelinen nokta da ABD de enflasyon ve istihdam her ikisi de direnç gösterirken, Avrupa tarafında daha hızlı gerileyen bir enflasyon ancak daha durgun bir ekonomi var. Son gelen veriler Avrupa tarafında toparlanmaya işaret etse de büyüme verilerin zayıf olduğu hala söylenebilir.

Diğer bir önemli konuda Trump yönetiminin uygulaması beklenen tarifeler, bu tarifeler küresel piyasalara enflasyon ve dış ticaret beklentileri ile etki edip oynaklık yaratabilir. Jeopolitik risklerin seyri de 2025 yılı için önemli gündem maddelerinden" yorumunu yapıyor.

2025 yılı için 9.500 aşağısını kalıcı olarak beklemeyen Coşar, yukarıda ise 13.000-14.000 arası seviyelere gelinebileceğini düşünüyor. Bu öngörünün tabi ki enflasyon ve Merkez Bankası para politikaları ve yurt içi talep gücüne bağlı olarak değişeceğini de ifade eden Coşar, ancak her koşulda mevcut fiyatların yukarı yönlü bir potansiyel taşıdığını vurguluyor.

"SEÇİCİ OLMAK KAYDI İLE YÜKSEK GETİRİ ELDE EDİLEBİLİR"

Banka, gıda, perakende, GYO, çimento, savunma, sigorta ve otomotiv sektör hisselerinde seçici olmak kaydı ile daha yüksek getiri elde edilebileceğini de öngören , uzun vade için bu fiyatların uygun olduğunu hatırlatarak yatırımcılara şu önerilerde bulunuyor: "Mevcut durumda hisse fiyatları büyük ölçüde makul ve iskontolu fiyatlarda. Piyasa şu an bunu kısa vade için fiyatlamıyor. Çünkü piyasayı tetikleyecek bir durum yok. Ancak uzun vade için bekleyebilecekler için bu fiyatların uygun olduğunu ve sabırlı olunması gerektiğini söyleyebilirim.

Tabii burada kağıt seçimi de önemli. Likit olmayan ve oynak kağıtlardan uzak durup, özellikle beklentileri olumlu sektör ve hisseler seçilebilir. Bunlar içinde bir çeşitlendirme yapılabilir. Günlük trade etmek yani günlük al/satçılık hem zor hem de maliyetlidir, buna dikkat etmek gerekir.

Alım yapmadan önce F/K gibi FD/FAVÖK gibi çarpanlar kontrol edilerek eğer çok yüksek ya da düşük ise nedenine bakmak gerekir. Özellikle çarpanlar çok yüksek ise kaçınmak lazım. Mevcut durumda daha küçük çaplı ancak büyüme potansiyeli olan ve oynaklığı yüksek şirketlere yatırım yapılmak isteniyorsa bunun oranlarının makul ölçülerde ve çeşitlendirilmiş olması çok önemli aksi takdirde olumsuz sürprizler söz konusu olabilir."

"NET KAR MARJI VE FAVÖK"

Portföy oluşturmak isteyen ya da portföyünü güncellemeyi planlayan yatırımcılar için belli mucize rasyolar olmadığını da dile getiren Coşar, ancak 2024 yılında şirketlerin kar marjlarının gerilediğini, 2025 yılında bazı şirketlerin tekrar kar marjının artabileceğinin altını çiziyor. Bu açıdan net kar marjı ve FAVÖK marjının önemli olduğunu belirten Coşar, bu rasyoları artıran şirketlerin izlenebileceğini söylüyor.

Daha uzun vadeli bir portföy oluşturmak isteyen yatırımcılar için özsermaye karlılığı ve ROİC (yatırılan sermayenin getirisi) rasyosunun önemli olduğunu hatırlatan Coşar, "Özellikle ROİC oranı yüksek şirketlerden oluşturulan bir portföy uzun vade de olumlu performans gösterecektir. Geçmişe yönelik çalışmalar da buna işaret ediyor" diyor.

Coşar, bu kapsamda 2025 yılında BİM, Migros, THY, Tav Havalimanları, Yapı Kredi, TSKB, Mavi Giyim, Vakko, Çimsa, Turkcell, Torunlar GYO, Emlak Konut GMYO, Ford Otosan, Türk Traktör, Tofaş Oto Fabrikaları, Alarko Holding, Koç Holding, Aselsan, Aksa Akrilik ve Şişe Cam hisselerinin uygun seviyelerde portföylere eklenmek üzere takip edilebileceğini söylüyor.

"FAİZ İNDİRİM DÖNGÜLERİNDE PERFORMANS İYİ"

Faiz indirimi döngüsünün 2025 yılında piyasalarda trendi belirleyecek temel tema olduğunu belirten Tera Yatırım Araştırma Direktörü Mehmet Bilal Bircan ise enflasyonda düşüş devam ederken politika faizinin de yıl sonuna kadar yüzde 30 seviyelerine indirilmesini öngörüyor. Borsa İstanbul'un daha önceki faiz indirimi döngülerinde de genel olarak iyi performans gösterdiğini hatırlatan Bircan, "Azalan enflasyon ve rasyonel makro politikalara bağlılık, TL'nin reel değerini desteklerken, 2025'te yabancı portföy girişleri için teşvik edici olabilir. Borsada yatırımcı sayısının azalması, alternatif finansal enstrümanlara yönelim ve Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) halka arzları yavaşlatma kararı da yine piyasalardaki likiditeyi ve yatırımcı davranışları vasıtasıyla trendi etkileyebilir. Küresel tarafta ise Ukrayna'da olası bir ateşkes 2025 yılı için trendin belirlenmesinde yakından izlenmesi gereken başlıklar arasında yer alıyor. Trump'ın her iki taraftaki etkisi göz önüne alındığında, 2025'te Ukrayna'da olası bir ateşkes mümkün. Önemli nokta, Batı İttifakı ile Rusya arasındaki olası bir anlaşmanın koşulları. Trump'ın küresel piyasalarda belirsizliği ve oynaklığı artırması da yine 2025 yılı için takip edilecek başlıklardan. Trump'ın tarife politikaları ABD'de enflasyonu artırabilir ve Fed'in 2025'te faiz oranlarını düşürmesinin önüne geçebilir. Nitekim son dönemde Fed'den faiz indirim beklentileri ötelenmiş durumda. Dolayısıyla bu durum genel olarak gelişmekte olan piyasalar için zor bir zemin yaratabilir" yorumunu yapıyor.

"TREND YUKARI YÖNLÜ"

Enflasyonda gerilemenin yanı sıra faiz indirimlerinin başlaması ve 2025 yılı içerisinde de faiz indirimlerine devam edilmesine dair beklentilerin borsa için ana destekleyici olmaya devam ettiğinin altını çizen Bircan, azalan enflasyon ve rasyonel makro politikalara bağlılığın ise TL'nin değerlenmesine katkı sağladığını söylüyor. Böyle bir ortamda TL varlıklara da ilginin artmasının beklenebileceğini ifade eden Bircan, açıklamalarını şöyle sürdürüyor: "Dolayısıyla kısa vadede volatilite ve baskılanma görsek de, 2025 için BİST-100 endeksinde trendin yukarı yönde devam etmesini bekliyoruz. Faiz indirim teması ve TL varlıklara ilginin devam etmesi ile BİST-100 endeksi için 12 aylık dönemde beklentimiz 14.300 seviyesinde. Bununla birlikte küreselde ve yereldeki risk faktörlerini göz ardı etmemek gerekiyor. Özellikle küresel tarafta Trump'ın uygulamaya başladığı gümrük tarifeleri, Fed'in faiz indirimlerine dair beklentilerin ötelenmesi, Çin ve Euro Bölgesi ekonomilerine dair belirsizlikler ile jeopolitik risklerin yanı sıra içeride enflasyon tarafında olası bir bozulma borsa üzerinde baskılayıcı olabilir. Böyle bir durumda ise aşağı yönlü hareketler için 9.700 ve 9.500 seviyeleri destek olarak takip edilebilir."

"RİSKİ MİNİMİZE EDERKEN GETİRİ AVANTAJI SAĞLAYABİLİR"

Faiz indirimi döngüsünün 2025 boyunca kesintisiz devam etmesini bekleyen Bircan, 2025 yılında bankacılık, havacılık, telekom ve gıda perakende sektör hisselerinin ön plana çıkacağını düşünüyor. Bircan, 2025 yılında portföy oluşturmak isteyen ya da portföyünü güncellemeyi planlayan yatırımcıların her şeyden önce uzun vadeli bir yatırım perspektifi ile portföy oluşturmasının risk ve getiri anlamında avantaj sağlarken, aynı zamanda yatırımcının volatiliteden daha az etkilenmesini ve korunmasını destekleyeceğini hatırlatıyor.

Büyük, köklü, finansal olarak sağlam ve iyi bilinen şirketleri ifade eden blue chip hisselerine yatırım yapmanın, özellikle de düzenli temettü dağıtan şirketleri tercih etmenin, düşük riskin yanında portföye düzenli nakit akışı sağlayacağını da belirten Bircan, "Portföy çeşitlendirmesi ile potansiyel büyüme fırsatı sunan sektörlerin yanı sıra altın, sabit getirili menkul kıymetler ve döviz gibi farklı varlık sınıflarına da yatırım yapmak yatırımcı için avantaj sağlayabilir.

Yine uzun vadeyi hedefleyen yatırımcılar için, makroekonomik gelişmeleri portföy stratejisine dahil etmek ve oluşturulan portföyü küresel ve lokal makro ekonomik göstergelere göre revize etmek riski minimize ederken, getiri avantajı sağlayabilir. Ayrıca uzun vadeli yatırımı hedefleyen yatırımcılar, yatırım yaptıkları dönem boyunca, ihtiyaç duymayacakları meblağlarla yatırım yaparak, harcama ve tasarrufları arasındaki dengeyi koruyabilirler" diyor.

Bircan, bu kapsamda 2025 yılında Akbank, Aksa Enerji, Anadolu Sigorta, Aselsan, Astor Enerji, Bim, Çimsa, Doğuş Otomotiv, Emlak Konut GMYO, Ereğli Demir Çelik, Ford Otosan, Garanti BBVA, İş Bankası (C), İş Yatırım Menkul Değerler, Koç Holding, Migros, TSKB, TAV Havalimanları, Tofaş Oto Fabrikaları, Turkcell, Tüpraş, THY, Türkiye Sigorta ve Yapı Kredi hisselerinin uygun seviyelerde portföylere eklenmek üzere takip edilebileceğini söylüyor.

Tarkan AKGÜL / İnfo Yatırım Genel Müdürü

"Migros'un istikrarlı ve kanıtlanmış iş modeli avantaj oluşturuyor"

MİGROS: Talep esnekliğinin düşük olması nedeniyle gıda perakende tarafının ön planda kalmaya devam etmesini bekliyoruz. Sektör şirketlerinin hızlı mağaza açılışları, farklı alanlardaki yatırımlarıyla faaliyetlerini çeşitlendirmesi ve güçlendirmesi gelecek perspektifi açısından potansiyel yaratabilir. Enflasyonu fiyatlarına yansıtabilme kabiliyeti ve sıkı para politikaları ve yüksek faiz ortamında temel ihtiyaç ürünleri satmasıyla düşük talep esnekliğine sahip olması da sektörü öne çıkarıyor. Migros, yeni açtığı ve açacağı şubeler (2024 Tahmini ~350 mağaza) ile genişlemeye devam ediyor. Kasım itibariyle 3.590 adet mağazası bulunan şirketin çeşitlendirilmiş yapısı Migros, Migros Jet, 5M, Macrocenter, Kiosk ve Mion'dan oluşuyor. Türkiye'nin yeni nesil kişisel bakım marketi Mion da hızlı büyüme beklentileri ile şirkete değer katıyor. Dijital anlamda da hızla büyüyen şirket, yaptığı uygulamalar ile müşterilerine hızlı ve kolay alternatifler sağlıyor. Pandemi ile daha çok rağbet gören dijital kanallardan online, telefon veya mobil uygulamalarla alışveriş olanağı sağlayan Migros, bu hizmetiyle geniş bir ürün ağını müşterilerine sunmaya başladı. Sepet tutarlarının da artıyor olması karlılık açısından çeşitlendirilmiş yapı ile desteklenecektir. Veri bazlı güncel trendlere göre uyarlanan büyük mağazalarda alan yönetimi planlaması, ürün çeşitliliği ve kategoriye özel formatları ile Migros gıda perakendeler arasında farklı bir görünüm sunuyor. Şirket hisselerinde yüzde 40 artış ile 818 TL hedef fiyat öngörüyoruz.

THY: Temel işi yolcu taşımacılığı olan THY, kuruluş tarihi olan 1933'ten bu yana alanında ivmeli yükselişini sürdürüyor. 490 uçaktan oluşan filosuyla yeni merkezi İstanbul Havalimanı'ndan 130'un üzerinde ülkeye uçan şirket, dünyanın en çok ülkesine uçan havayolu unvanını elinde bulunduruyor. Yalnızca yolcu taşımacılığı hizmeti vermemekle birlikte, giderek büyüyen hava kargoculuğu alanında da büyük atılımlar gerçekleştirdi. Öte yandan iştiraki THY Teknik, hava taşımacılığı sektöründe bölgenin en büyük uçak bakım, onarım ve revizyon merkezleri arasında yer alıyor. Kargo tarafında güçlü performansını sürdüren şirket özellikle Süveyş Kanalı'nda yaşanan aksaklıklar ve Asya'da gösterilen güçlü performansın da etkisiyle yolcu taşımacılığına göre ivmeli seyrini sürdürdü. 2024 Kasım ayı itibariyle AKK verisi geçen yılın ilk 11 aylık dönemine kıyasla yüzde 8.2 artış gösterirken, kargo+ posta (ton) verisinde artış yüzde 22.1 olarak belirlendi.

Hala uçuş noktalarını genişletmeye devam eden şirket yakın zamanda ilk Sydney uçuşunu da gerçekleştirdi. Crystal Suites Business Class'ı da Temmuz ayında tanıtan şirket, premium opsiyonlarla marjlara katkı bekliyor. Öte yandan, her ne kadar Pratt Whitney ile tazminat anlaşmasına varılmış ve ödeme alınıyor olsa da GTF motor arızası yüzünden filonun 40-45 uçaktan oluşan kısmı yerde tutuluyor. Bununla birlikte, jeopolitik gerginliklerin de etkisiyle gerilim bölgelerinde uçuşların yapılamaması da risk unsuru olarak ön plana çıkıyor. Şirket hisselerinde yüzde 55 artış ile 490 TL hedef fiyat öngörüyoruz.

İbrahim ÇETİN/

"Portföy oluşturmak isteyenler bu başlıkları göz ardı etmemeli"

2025 yılında portföy oluşturmak isteyen ya da portföyünü güncellemeyi planlayan yatırımcılara da önerilerde bulunan ALB Yatırım Genel Müdürü İbrahim Çetin şu başlıklara dikkat çekiyor;

"Uzun vadeli düşün, kısa vadeli gürültüden etkilenme"

2025'in en az 7-8 aylık bir yatırım ufku olduğu göz önüne alınarak hareket edilmeli. Kısa vadeli dalgalanmalar ve günlük haber akışının yarattığı spekülasyonlar yerine, sağlam temellere dayalı uzun vadeli yatırım stratejileri benimsenmeli. Piyasalardaki ani hareketlere kapılmadan, büyük resme odaklanmak uzun vadeli başarı için kritik öneme sahiptir.

"İhtiyaç duyulmayacak meblağlarla yatırım yap"

Borsaya yatırılacak sermaye, en az 1 yıl boyunca ihtiyaç duyulmayacak fonlardan oluşmalıdır. Ani bir nakit ihtiyacı doğduğunda hisse satışı yapmak zorunda kalmak, yatırımcıyı istemediği bir pozisyonda bırakabilir ve zararına satış yapmasına yol açabilir. Bu yüzden, acil nakit ihtiyacı olan yatırımcıların borsaya temkinli giriş yapmaları ve uzun vadeli bir perspektifle karar almaları önemlidir.

"Likit ve güçlü hisselere odaklan"

Yüksek volatilite ortamında ani fiyat düşüşlerinden fazla etkilenmemek için, derinliği olan ve yüksek işlem hacmine sahip hisseler tercih edilmelidir. Likit hisseler, fiyat dalgalanmalarına karşı daha dayanıklıdır ve piyasa hareketlerinde daha kolay alınıp satılabilir. Bu kapsamda, BIST- 30 hisseleri veya kendi sektörlerinde lider konumda bulunan şirketler, uzun vadeli yatırım için daha güvenli bir seçenek olabilir.

"Çeşitlendirilmiş ve dengeli bir portföy kur"

Tüm yatırım sermayesini sadece hisse senetlerine yönlendirmek yerine, enflasyonist ortamda farklı yatırım araçlarına da yer verilmelidir. Döviz, altın, eurobond veya yatırım fonları gibi enstrümanlarla portföyün riski dengelenebilir. Aynı zamanda, hisseler özelinde de farklı sektörlerden ve farklı beta seviyelerine sahip şirketleri içeren bir çeşitlendirme yapılmalıdır. Bu sayede, tek bir sektöre veya varlık sınıfına bağlı kalmadan daha dengeli bir getiri sağlamak mümkün olur.

"Profesyonel destek almaktan çekinme"

2025 yılı, küresel ekonomideki belirsizlikler, faiz politikaları ve enflasyonist baskılar nedeniyle yatırımcılar için zorlu geçebilir. Bu nedenle, uzman analizlerinden, araştırma raporlarından ve profesyonel danışmanlık hizmetlerinden yararlanmak daha bilinçli yatırım kararları almayı sağlayacaktır. Piyasaların değişken yapısı göz önüne alındığında, güncel ve doğru bilgiye erişmek her zamankinden daha önemli hale gelmiştir.

"Stratejik ve esnek ol"

Piyasa koşulları ve makroekonomik gelişmelere bağlı olarak portföy zaman zaman revize edilmelidir. Uzun vadeli düşünmek önemli olsa da değişen koşullara uyum sağlamak ve gerektiğinde bazı pozisyonlarda güncelleme yapmak yatırımın sağlıklı ilerlemesi için gereklidir. Katı bir yatırım anlayışı yerine, esnek ve fırsatlara açık bir strateji benimsemek, değişen piyasa dinamiklerine karşı daha dayanıklı bir portföy oluşturmayı sağlar.

"Çimsa, Amerika'daki pazar payını artırmayı hedefliyor"

ÇİMSA: Çimsa, beyaz, gri ve CAC (Calcium Aluminate Cement) olmak üzere üç tip çimento üretiyor. Yıllar içinde yaptığı satın almalar ve Ar-Ge çalışmaları gibi genişleyici politikalar sonucunda, beyaz çimento üretiminde dünya ikincisi konumuna gelmiş, ayrıca CAC tipi çimentoda da üretim hacmi bakımından dünya üçüncüsü oldu. İç pazar Çimsa, Türkiye'de Mersin, Eskişehir ve Afyon olmak üzere üç tesiste faaliyet gösteriyor. Mersin fabrikası, dünyada gri çimento, beyaz çimento ve CAC üretimini aynı tesiste gerçekleştirebilen tek fabrika. Mersin fabrikasında CAC tesisinin kapasitesini artırmak amacıyla 31.2 milyon dolarlık bir yatırım yapılması kararı alınmış ve kapasite artışının 2026 yılının ilk yarısında tamamlanması planlanıyor. Afyon fabrikası ise Türkiye'nin en modern çimento tesisleri arasında yer alıyor. Pazarda gelecek yıl kısmi bir daralma beklenmekle birlikte, Çimsa'nın bölgesel fırsatları bulunuyor. Özellikle Suriye'deki rejim değişikliği ve yeniden inşa süreci ile deprem bölgesine yakınlığı, şirket için stratejik avantajlar sunuyor. Bu sayede sektör genelinde marj kayıpları yaşansa bile Çimsa marjlarını sürdürebilecek bir konumda bulunuyor. Dış pazar Çimsa'ya değinecek olursak, Mannok Holding'in yüzde 94.7 hissesini geçtiğimiz aylarda 330 milyon euro karşılığında satın aldı. Satın alma yüzde 30 öz sermaye ve yüzde 70 borçla gerçekleştirildi. Bu borçluluk durumu, 4. çeyrek finansallarında yapılacak konsolidasyon sonrasında Net borç/FAVÖK oranının 0.5 seviyelerinden 2.8 seviyelerine çıkmasına yol açacaktır. Konsolide Çimsa gelirleri içindeki ihracat oranı yüzde 60 iken, Mannok konsolidasyonu sonrası bu oran yüzde 70'lerin üzerine çıkması bekleniyor. ABD'nin Houston şehrinde faaliyet gösteren Çimsa Americas, 82 milyon dolar yatırımla 600 bin ton kapasiteli gri çimento öğütme tesisi kurmayı planlıyor. 2025 yılı sonunda devreye alınması hedeflenen bu yatırım, hali hazırda ABD pazarında yıllık 300 bin ton öğütme kapasiteli beyaz çimento operasyonu bulunan Çimsa'nın, Mannok'un da hedef pazar olarak ABD'yi seçmesiyle birlikte, şirketin Amerika'daki pazar payını agresif bir şekilde artırma amacını ortaya koyuyor. ALB Yatırım olarak Çimsa'yı 67.50 TL hedef fiyat ile araştırma kapsamımıza alıyoruz.

TOFAŞ OTO FABRİKALARI: Tofaş, Türkiye otomotiv sektörünün önde gelen şirketlerinden biri olup hem binek hem de hafif ticari araç üretiminde faaliyet gösteriyor. Şirket, Koç Holding ve Stellantis Europe SPA ortaklığı ile yönetilmekte ve Bursa'daki fabrikasında üretim yapıyor. Şirketin faaliyetleri, yeni modellerin devreye alınması ve genişleyen distribütörlük ağı ile birlikte büyüme potansiyeli taşıyor.

2024 yılının 12 aylık gelir tablosuna bakıldığında bir önceki yıla göre net satışları 120 milyar TL olarak tamamlarken, net karında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 76 oranında azalış ile 5.2 milyar TL olarak açıklandığını görüyoruz.

Tofaş, üretim kapasitesini de yeni modellerle optimize etmeyi planlıyor. 2025'te üretime başlayacak olan K0 modelinin büyük bir kısmı Avrupa pazarına ihraç edilecek. Bu model, ilk yılında 100 bin adet üretim hedefiyle başlayıp, tam kapasitede 150 bin adede ulaşacak. Ayrıca, 2025 sonunda üretimi sonlanacak Egea modelinin yerine yeni bir modelin getirilmesi bekleniyor. Stellantis ile yapılan iş birliği çerçevesinde ithal araç satışlarının artırılması, şirketin toplam yurtiçi satışlarının yüzde 55-60'ının ithalat kaynaklı hale gelmesini sağlayacaktır. Şirketin kısa vadeli riskleri arasında kar marjlarındaki baskı, Rekabet Kurulu onay süreci, döviz volatilitesi ve tedarik zinciri sorunları yer alıyor. Özellikle ithalat ağırlığının artması, karlılık üzerinde baskı oluşturabilir. Ancak uzun vadede, yeni modellerin katkısıyla gelirlerin ve üretim kapasitesinin artması hedefleniyor. Tofaş, güçlü temettü dağıtım performansı ve uzun vadeli büyüme stratejileriyle yatırımcılar için cazip bir seçenek olmaya devam ediyor. Şirketin 2025 yılı itibariyle yeni modellerle ve artan satış hacmiyle güçlü bir büyüme potansiyeline sahip olduğu düşünüyoruz. ALB Yatırım olarak Tofaş Oto Fabrikaları'nı 307.60 TL hedef fiyat ile araştırma kapsamımıza alıyoruz.

TURKCELL: Şirket, operasyonel verimliliği ve yenilikçi çözümleriyle sektördeki lider konumunu sürdürüyor. Hem Türkiye hem de uluslararası pazarlarda güçlü bir varlığa sahip. 2024 yılı itibarıyla şirketin gelirlerini yüzde 51 oranında artırarak 165.1 milyar TL'ye çıkarması bekleniyor. Bu büyümenin önemli bir kısmı, abone başına gelirde (ARPU) yaşanan artış ve müşteri tabanının genişlemesinden kaynaklanıyor. FAVÖK marjının yüzde 42 seviyesinde kalması ve operasyonel maliyetlerdeki iyileşmelerle birlikte kademeli artış göstermesi öngörülüyor. Turkcell'in mobil segmentteki performansı da dikkat çekici. 2024'ün ilk çeyreğinde mobil abone başına gelir yüzde 17 oranında artmış, 333.000 yeni abone kazanılmış. Postpaid aboneliklerde 472.000 net artış sağlanırken, müşteri kayıp oranı yüzde 1.5 ile son altı yılın en düşük seviyesine inmiş. Turkcell, fintech alanında Paycell ve Financell markalarıyla da güçlü bir varlık göstermekte. Yenilenebilir enerji alanında Turkcell, enerji maliyetlerini düşürmek ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için büyük yatırımlar yapıyor. 2025 sonuna kadar 300 MW kapasiteye ulaşmayı hedefleyen şirket, enerji ihtiyacının yüzde 65'ini güneş ve rüzgar enerjisinden karşılamayı planlıyor. Bu yatırımların şirketin FAVÖK marjına pozitif katkı sağlaması bekleniyor. Veri merkezi ve bulut hizmetleri alanında Turkcell, Türkiye'nin en büyük veri merkezi işletmecisi olarak öne çıkıyor. Turkcell, yenilikçi teknolojilere ve 5G yatırımlarına odaklanarak sektördeki liderliğini pekiştirmekte. Fiberizasyon çalışmalarına hız veren şirket, 2026 yılına kadar fiber altyapı oranını yüzde 41 seviyesine çıkarmayı hedefliyor. Bu yatırımlar, 5G ağlarının düşük gecikmeli ve yüksek hızlı veri iletimi gereksinimlerini karşılamak için önemli. Sonuç olarak Turkcell, güçlü finansal performansı, yenilikçi ürün ve hizmetleri, stratejik yatırımları ve operasyonel mükemmeliyeti ile sektör liderliğini sürdürüyor. Şirket, telekomünikasyon, fintech, yenilenebilir enerji ve dijital hizmetler alanında geniş bir büyüme potansiyeli sunuyor. ALB Yatırım olarak Turkcell'i 150.00 TL hedef fiyat ile araştırma kapsamımıza alıyoruz.

Arda COŞAR / Ahlatcı Yatırım Hazine Müdürü

"Mavi Giyim hissesi portföylere alınmak üzere değerlendirilebilir"

MAVİ GİYİM: Şirketin gelirleri 2024 3. çeyrekte yüzde 1 artarak 9 milyar 270 milyon TL'ye, 9 aylık kümüle olarak yüzde 4 artarak 27 milyar 72 milyon TL'ye ulaştı. FAVÖK 3. çeyrekte yüzde 21 azalarak 1 milyar 790 milyon TL, 9 aylık bazda yüzde 1 gerileyerek 5 milyar 450 milyon TL olarak gerçekleşti. Net kar ise yüzde 28 azalarak 741 milyon TL, 9 aylık bazda yüzde 4 artarak 2 milyar 390 milyon TL oldu. Tüketici talebindeki zayıflık ve üretim maliyetlerindeki artış sebebi ile özellikle 3. çeyrekte şirketin kar marjlarında gerileme görüyoruz. Ancak 9 aylık bakıldığında kar marjlarındaki gerileme daha sınırlı. Şirketin net nakdi ve pozitif nakit akışı bulunuyor. Satış hacminde özellikle yurt içinde artış sağlanmakla beraber, online satışlarda da yükseliş kaydedildi. Mağaza sayısı ve satış alanında da metrekare bazında artış devam etti. Şirketin hem geleneksel satış kanalları ile hem online satışlar ile büyümeye devam ettiğini görüyoruz. Büyümenin önümüzdeki yıllarda da devam etmesi bekleniyor. Şirketin hisse fiyatı gördüğü zirve seviyesinden yüzde 50'ye yakın gerilemiş olup, beklenti çarpanlara bakıldığında uygun seviyelerde. Mavi Giyim hissesinin portföylere alınmak yada ağırlık arttırılmak üzere değerlendirilebileceğini düşünüyoruz.

EMLAK KONUT GYO: Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO) sektöründe önümüzdeki dönemde kademeli faiz indirimlerinin gündeme gelmesi ile konut talebinin ivmelenmesine olanak sağlayabileceğini düşünüyoruz. Şirketin gelir paylaşımı modellerinde yer alan projelerin büyük bir kısmının önümüzdeki iki yıl içinde tamamlanması bekleniyor. Şirket gelir paylaşım ve anahtar teslim modellerine dayalı olarak konut üretiyor. Çok sayıda tamamlanmış ve devam eden projesi bulunuyor. Bu durum, faiz indirimleriyle desteklenen talep artışıyla birleşerek Emlak Konut GYO'nun satışlarına ve nakit akışlarına olumlu yansıyabilir. Yani faiz indirimlerinden en çok faydalanabilecek potansiyele sahip. Ayrıca şirkette önemli bir NAD iskontosu bulunuyor. Şirket hissesinin portföylere alınmak ya da ağırlık arttırılmak üzere değerlendirilebileceğini düşünüyoruz.

TÜRK TRAKTÖR: 2024 yılı ilk 9 ayda şirketin traktör üretimi yaklaşık yüzde 10 azalarak 34 bin 131, toplam traktör satışı yine yaklaşık yüzde 10 azalarak 35.180 olarak gerçekleşti. Şirketin toplam cirosu 9 ayda geçen sene aynı döneme göre yüzde 16 gerileyerek 49 milyar 571 milyon TL oldu. FAVÖK yüzde 31 azalarak 8 milyar 780 milyon TL, net kar ise yüzde 37 gerileyerek 5 milyar 105 milyon TL olarak açıklandı. Şirketin kar marjlarında geçen seneye göre azalma görüldü. Şirket yurt içinde yapılan traktör ihracatının yaklaşık yüzde80'ni karşılamakla beraber, yurt içi traktör pazarında yüzde 50'ya yakın paya sahip. Hem üretim hem satış tarafında pazar lideri. Yurt içinde yaşlanmış ve yenilenmesi gereken traktör miktarı, tarımsal destek programları, Ziraat Bankası ve Türk Traktör finans destekleri ile finansman kolaylıklarının gelecek yıllarda şirketin traktör satışlarını desteklemesi bekleniyor. Öte yandan bu sene faizlerin yüksek olması, parasal koşulların sıkı olması ve yüksek üretim maliyetleri sebebi ile şirketin satışlarının düştüğü ve kar marjlarının azaldığı görülüyor. Ancak şirketin hisse fiyatı bunu fiyatladı. Önümüzdeki yıllarda şirketin kar marjlarında toparlanma olursa hisse fiyatına pozitif olarak yansıyabilir. Şirket hissesinin portföylere alınmak ya da ağırlık arttırılmak üzere değerlendirilebileceğini düşünüyoruz.

Portföy oluştururken bakılması gereken belli başlı rasyolar;

Enflasyon muhasebesinin uygulanmaya devam ediyor olmasının, birçok şirket için piyasa çarpanlarının hesaplanmasını zorlaştırdığını belirten Tera Yatırım Araştırma Direktörü Mehmet Bilal Bircan, yine de, piyasa çarpanlarına göre portföylerini güncellemeyi düşünen yatırımcılar için banka ve sigorta gibi finansal şirketler, finansallarını döviz cinsi tutan sanayi şirketleri ve finansallarını enflasyona göre düzenleyen sanayi şirketleri ayrımı yapmalarının önemli olduğunu hatırlatıyor. Bunu belirledikten sonra yatırımcıların Piyasa Değeri/Defter Değeri (PD/DD), Fiyat/Kazanç Oranı (F/K) ve Hisse Başına Kar çarpanlarına göre portföylerini güncelleyebileceklerini söyleyen Bircan, 2025 yılı için portföy oluşturmak isteyen veya portföyünü güncellemeyi planlayan yatırımcılara ise söz konusu rasyolara yönelik şu bilgilendirmeyi yapıyor:

***Bilindiği üzere PD/DD, bir şirketin piyasa değerinin (yani hisse senedinin borsadaki fiyatının toplamı) defter değerine (yani şirketin muhasebe kayıtlarına göre özkaynaklarına) oranıdır. Bu oran, şirketin piyasa değeri ile varlıklarının ne kadar örtüştüğünü gösterir. Eğer bir şirketin PD/DD oranı 1'in altında ise bu genellikle piyasanın şirketin aktiflerine düşük bir değer verdiğini, yani şirketin piyasa değerinin defter değerinin altında olduğunu gösterir. Bu durum, şirketin potansiyel olarak değer kazanabileceğini veya piyasanın şirketin gelecekteki büyüme potansiyelini zayıf gördüğünü gösterebilir.

***F/K oranı ise bir şirketin piyasa değerinin, o şirketin yıllık net karına oranını ifade etmektedir. Yüksek bir F/K oranı, yatırımcıların o şirketin gelecekteki kazançlarından yüksek beklentiler içinde olduğunu gösterir, ancak aynı zamanda aşırı değerlenmiş bir hisseyi de işaret edebilir. Düşük F/K oranı ise potansiyel bir değer yatırımını gösterebilir. Ancak bu oranın tek başına değil, sektör ortalamalarıyla ve şirketin büyüme potansiyeliyle birlikte değerlendirilmesi önemlidir.

***Bir şirketin net karının, o şirketin toplam hisse sayısına bölünmesiyle elde edilen Hisse Başına Kar (EPS) da yine portföylerini revize ederken yatırımcıların tercih edebileceği göstergelerden biridir Yüksek EPS, şirketin karlı olduğunu ve dolayısıyla yatırımcılar için değerli olabileceğini gösterir. Bu oran, yatırımcıların bir şirketin finansal performansını değerlendirirken önemli bir gösterge olabilir, özellikle büyüme potansiyeli olan şirketleri seçerken tercih edilen bir göstergedir.

***Diğer yandan yukarıda belirtilen çarpanların tek başına hisse tercih etmede yeterli olmayabileceği unutulmamalıdır. Şirket seçerken, piyasa çarpanlarının yanı sıra şirketin bulunduğu sektör, makroekonomik ve politik ortamın şartları ve şirketin finansal gücü de dikkate alınmalıdır.

Mehmet Bilal BİRCAN/Tera Yatırım Araştırma Direktörü

"Akbank'ta tavsiyemizi 'endeks üstü getiri' ye yükseltiyoruz"

AKBANK: Akbank, 4Ç24'te 9.180 milyon TL konsensüs 9.227 milyon TL konsolide olmayan net kar bildirdi. Akbank'ın net karı çeyreklik bazda yüzde 2 artarken yıllık bazda yüzde 39 azaldı ve yüzde 16'lık bir özsermaye karlılığına tekabül etti. Akbank'ın karı 2024'te yıllık yüzde 36 gerilerken yüzde 19'luk bir özsermaye karlılığına işaret etmişti. Krediler kurdan arındırılmış olarak yaklaşık yüzde 6 oranında artış gösterirken, TL ve döviz ticari krediler ise yatay kaldı. Mevduatlar, TL mevduatlarda yüzde 9 çeyreklik artış ve döviz mevduatlarda yüzde 10 düşüşle, kurdan arındırılmış olarak yüzde 3 çeyreklik artış gösterdi. Swapla düzeltilmiş net faiz marjındaki 45 baz puan genişleme TL kredi-mevduat makasındaki iyileşmeden kaynaklanmış, TÜFE'ye endeksli gelirler azalırken ticari kazançlar artmıştır. Operasyonel gider artış hızı ise yıllık yüzde 60 oranında daha sınırlı kaldı. Diğer yandan hisse senedi 2025T PD/DD 1.05 ve 2025T F/K 4.6 makul çarpanlarıyla işlem görmekte olup 2026T PD/DD 0.78 ve 2.9 F/K ile cazip çarpanlarda işlem görüyor. Bu kapsamda Akbank için 12 aylık hedef fiyatımız hisse başına 98.26 TL olup, tavsiyemizi 'endeks üstü getiri' ye yükseltiyoruz.

FORD OTOSAN: Ford Otosan, ürün yelpazesinde çoğu modelin yeni lansmanlarını tamamladı. Transit modelinin yenilenmesi ile ilgili detayların ise 2025-2026 döneminde duyurulacağı tahmin ediliyor. Şirket, 2022-24 sermaye harcaması döngüsü boyunca bile yüksek temettü ödemelerini sürdürdü. Bu nedenle, 2026 sonrası düşük sermaye harcaması döngüsünün yatırımlar sonrasında daha büyük bir gelir tabanı üzerinde daha cazip temettüler sağlayabileceğini düşünüyoruz. Bu kapsamda 2024 yılı sonrasında model revizyonlarının aşamalı tamamlanması, Transit modeline ilişkin yatırım öngörüsü detaylarının açıklanması, 2025 toplamında yüzde 7 temettü verimi beklentimiz (Nisan ve Kasım'a bölünmüş olarak) şirket için katalizör olabilir. Diğer yandan Ford Otosan'ın ürettiği araçlara nihai talep için kritik öneme sahip AB ekonomik faaliyeti ve elektrifikasyon trendi şirket için risk faktörleri arasında sayılabilir. Bu kapsamda Ford Otosan için 12 aylık hedef fiyatımız hisse başına 1.594 TL olup 'endeks üstü getiri' önerimizi koruyoruz.

TÜPRAŞ: Temel birimlerinde büyük bakım çalışmalarını 2023- 24 döneminde tamamlayan Tüpraş, 2025-26T yıllarında faaliyet hacmini önemli ölçüde artırmayı planlıyor. Son zamanlarda gerçekleştirdiği sürdürülebilir yakıt (SAF) hammadde tedarik anlaşması, şirketin bu konudaki kararlılığını gösteriyor. Enerji iştiraki Entek, satın alımından bu yana 492MW kapasiteye ulaştı. Tüpraş'ın Kırıkkale rafinerisindeki 6 milyon metre karelik alanın sadece bir kısmını kullanarak faaliyete aldığı güneş enerjisi yatırımı hala büyüme fırsatı sunuyor. Bu kapsamda kapasite kullanımının uzun süre yüzde 95'in üzerinde kalması ve nakit temettü ödemeleri Tüpraş için katalizör olarak görülmekte. Dolayısıyla Tüpraş için 12 aylık dönemde hedef fiyatımız hisse başına 234.40 TL olup 'endeks üstü getiri' ile öneri listemizde yer almakta.

KOÇ Holding'in net karı yüzde 99 düşüşle 1.3 milyar TL'ye geriledi

Koç Holding A.Ş 2024 yılına ait finansal sonuçlarını açıkladı. Şirketin gelirleri, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 8 azalarak 1.61 trilyon TL seviyesine geriledi. Brüt kâr yüzde 40 düşüşle 327.8 milyar TL'ye, faiz, amortisman ve vergi öncesi kar (FAVÖK) ise yüzde 62 azalarak 136.3 milyar TL'ye düştü.

2023'te 108.1 milyar TL olan net kâr, 2024 yılında yüzde 99'luk bir kayıpla 1.3 milyar TL'ye geriledi.

Bilançoda dönen varlıklar yüzde 7 azalarak 2.34 trilyon TL'ye, toplam varlıklar ise yüzde 5 düşüşle 3.91 trilyon TL'ye indi. Duran varlıklardaki düşüş yüzde 1 ile sınırlı kaldı. Öte yandan, net borç yüzde 13 artarak 514.1 milyar TL'ye ulaştı.

TSKB 2030 SKA finansman hedeflerinin yüzde 52'sini tamamladı

TSKB (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası) Genel Müdürü Murat Bilgiç, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) odaklı kredilerin toplam kredi portföylerindeki oranını yüzde 92'ye çıkarırken, uluslararası kuruluşlardan sağlanan 1.7 milyar dolarlık fon ve eurobond ihraçlarıyla finansal yapılarını güçlendirdiklerini ifade etti.

TSKB etkisini her geçen gün büyüttüklerini ifade eden Bilgiç, planlı kalkınma döneminde kurulduklarını hatırlatarak aradan geçen bu süreçte, ülke sanayisinde pek çok ilke imza attıklarını söyledi. Bilgiç, TSKB'nin 75 yıldır Türkiye'de yerli üretim ve sanayinin desteklenmesinde aktif rol oynadığını aynı zamanda hisse senedi ve tahvillerin halka arzlarına aracılık ederek sermaye piyasasının gelişmesine katkı sunduklarını belirtti.

2024 yılında Türkiye ve dünya ekonomisini de değerlendiren Bilgiç, TSKB'nin 2024 yılında başarılı bir dönem geçirdiğini ifade ederek; TSKB'nin aktif büyüklüğünü yüzde 30.7 artışla 231.3 milyar TL'ye, kredilerini ise yüzde 11.6 artışla 166.4 milyar TL'ye yükselttiğini açıkladı.

"2024'ün en hızlı büyüyen şirketi olduk"

Yıl boyunca yenilikçi yaklaşımlara ürün portföylerini genişlettiklerini ve dijital dönüşüm odaklı uygulamaları hayata geçirdiklerini dile getiren Ray Sigorta CEO'su Koray Erdoğan, yıllardır gösterdikleri istikrarlı büyüme performansını 2024'te de sürdürdüklerini söyledi. 2024'te sigorta sektörünün ilk 10 şirketi arasında en hızlı büyüyen şirket olduklarını belirten Erdoğan 2024 yılını sektör sıralamasında bir önceki yıla göre bir basamak daha yükselerek 8'inci kapattıklarını vurguladı. Erdoğan şunları söyledi:

"Müşteri odaklı yenilikçi ürünler sunuyor, dijital dönüşümün öncüsü uygulamalar geliştiriyor ve paydaşlarımızla beraber büyüyen bir şirket olmak için çalışıyoruz. Bu açıdan 2024 yılı bizim için bu stratejinin doğruluğunu gösteren bir yıl oldu. Geçen yıl hayat dışı sigorta sektörü yüzde72 büyürken, biz yüzde145 büyüdük. Toplam prim üretimimiz 31.4 milyara ulaştı. Pazar payımızı yüzde 2.98'den 4.25'e yükselttik. İlk 10'da yer alan 9 şirketin bir önceki yıla göre pazar kaybı yüzde 6 düzeyinde iken biz pazar payımızı yüzde 42 artırmış olduk. Bu güçlü büyümeyi hem maliyetleri doğru şekilde yöneterek hem de dengeli bir portföy oluşturarak gerçekleştiriyoruz. Hayat dışı ilk 15 şirket arasında yüzde 86.9 ile en iyi net bileşik rasyoya sahibiz. 2025'te de sürdürülebilir büyüme stratejimizden ödün vermeden sektörde fark yaratarak büyümeyi sürdüreceğiz."

2025'te daha dikkatli adımlar atılması gerektiğini ve sektörün sürdürülebilir büyümeye odaklanarak portföylerini etkili şekilde yönetmesi gerektiğini de dile getiren Erdoğan, 2025 yılına ilişkin büyüme ve karlılık tahminlerine ilişkin şunları ifade etti: "Hayat dışı sigorta sektörü için yıl sonu tahminimiz yüzde 36 büyüme seviyesinde. Faizlerdeki düşüş etkisinin yılın ikinci yarısında hissedileceğini düşündüğümüz için, mali gelir artışını yüzde 50 seviyesinde öngörüyoruz. Buna paralel olarak yüzde 50 oranında bir operasyonel gider (OPEX) artışı da hesaplayarak yıl sonu kâr tahminimizi oluşturduk. İyimser senaryoda teknik sonuçların 2025 yılında daha da bozulmayacağını ve 2024 seviyelerinde kalacağını varsayarak, hayat dışı sigorta sektörünün kârlılık artışının yüzde 10 seviyesinde gerçekleşmesini bekleyebiliriz."

Ray Sigorta CEO'su Erdoğan, sigorta sektörünün 2025 ajandasında Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) ve Zorunlu Afet Sigortası (ZAS) gibi önemli dönüşüm başlıklarının bulunduğunu da hatırlattı. Tüm dünyada artan doğal afet risklerinin sigortacılığın en önemli gündemlerinden biri haline geldiğinin altını çizen Erdoğan, ülkemizde de özellikle olası bir İstanbul depremi gerçeğine karşı etkili bir farkındalık yaratmanın önemine dikkat çekti. "İstanbul için vakit kaybetmeden harekete geçme zamanı" diyen Erdoğan şu değerlendirmeyi yaptı:

"Mevcut DASK'ın geliştirilmesi ile ilgili yani, Zorunlu Afet Sigortası'na (ZAS) ürünü üzerinde çalışmalar uzun zamandır devam ediyor. Ancak penetrasyonu artırmak adına yeterli olduğunu düşünmüyorum. Dolayısı ile olası İstanbul depreminin risklerini hem zorunlu sigortalar hem de konut sigortalarına dair farkındalıkla el ele yönetmeliyiz. Bizim açımızdan en doğru çözüm, sigorta poliçelerinin, sigorta ettiren açısından vergi avantajlarına çevrilebilmesi yönünde. Konut ve iş yeri sigortalarının devletimizce daha fazla teşvik edilmesinin depremin finansal kayıplarını asgariye indirmek konusunda çok önemli olduğunu düşünüyorum."

"Enflasyonun yüzde 19-29 aralığında olacağını öngörüyoruz"

Son 25 senede 5.5 milyar dolar teknoloji yatırımı yaptıklarını belirten Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, Merkez Bankası'nın yüzde 19-29 arası enflasyon beklentisine değinerek, "Bu yıl enflasyonun beklentilere paralel şekilde yüzde 19-29 aralığında olacağını öngörüyoruz. Politika faizinin de bu oranın birkaç puan üzerinde reel bir faiz olmasını bekliyoruz" dedi.

Merkez Bankası'nın faizleri düşürmesini beklediklerini söyleyen Akten, "Sağlıklı bir şekilde aşağı gelmesini tahmin ediyoruz ama defalarca Merkez Bankası'nın 'dataya göre karar veririz' demesi not etmemiz gereken bir şey. Her toplantıda aşağı çekileceğini beklemiyoruz. Enflasyon ve kur tahmini dünyanın en zor şeyi. Önümüzdeki 12 ayda enflasyonun nerede olacağını sadece öngörebiliriz." dedi.

Bankacılık sektörünün çok fazla veriyi işler hale geldiğini anlatan Akten "Yıllık 200 milyon doların üzerinde teknoloji yatırımı yapıyoruz. Son 25 yılda 5.5 milyar dolar teknolojiye yatırdık. Teknoloji bankacılık ve birçok kurumun en yüksek maliyeti durumuna geldi" bilgisini verdi.

Türkiye'nin ekonomi politikalarını ve bu zamana kadar elde edilen kazanımları değerlendiren Akten, "2024 ciddi bir dengelenme yılı oldu. Ciddi bir mali sıkı duruş var, bunun tek parçası para politikası değil, kredi büyümelerinde de ciddi limitler var. Bu da gayet normal çünkü kredi büyümesiyle enflasyon korelasyon içindeki iki tane faktör. Enflasyon beklentileri hızlı bir şekilde aşağı geliyor. Enflasyon kolay bir konu değil, enflasyonun yüksekten inmesi vakit alan bir şey" diye konuştu.

Banka olarak 2017 yılından beri eurobond ihracına çıkmadıklarını hatırlatan Akten, "Zaman zaman piyasada olmamız gerekiyor. Geçen sene şubat ve kasım ayında sermaye benzeri eurobonda çıktık ve 8 kattan fazla talep geldi. Bunlar Türkiye'ye ve sisteme güveni gösteriyor. Türk lirası bonolarına olan ilgi yüzde 1'e kadar düşmüştü, şimdi yüzde 10'un üzerinde. Bunları yaparken de ABD'lilerin 'yumuşak iniş' dediğini yapmış oluyoruz" değerlendirmesini yaptı.

Türkiye ekonomisinde bu sene yüzde 3 büyüme beklediklerini dile getiren Akten, ancak Türkiye'nin potansiyelinin yüzde 4 ila 4.5 arası büyüme oranı olduğunu ifade etti. Akten, uzun dönemli senaryoda enflasyonun düşmesinin Türkiye için en önemli mesele olduğunu vurguladı. Enflasyon düştüğünde yatırım yapmanın kolaylaşacağını söyleyen Akten, enflasyon tek haneye indiğinde büyümenin yüzde 5.5'lere kadar çıkabileceğine işaret ederek, "Trend çok pozitif ve enflasyonu aşağı çekmeyi başardığımızda büyüme artacak" dedi.

Akten, Kur Korumalı Mevduatın (KKM) bankacılık sektörü için yönetilemeyecek bir risk olmaktan çıktığını kaydederek, "KKM'de çok düşüş yaşandı, şubat ayı başında 27 milyar dolara kadar geriledi. Türk lirası mevduatın yüzde 5'ine indi. Aktif kalitesinde ticari ve kurumsal tarafta harika bir yıl yaşadık, bilançolar çok güçlü, hiç olmadığı kadar risk maliyetimiz aşağıda" dedi.

Faizlerin aşağı geleceği ve limitlerin biraz daha gevşeyeceğini varsaydıklarını da dile getiren Akten " Konut aynı zamanda bir yatırım aracı olarak da görülüyor. Konut kredilerinin tek göstergesi faizler değil, konut arzının da artacağını düşünüyoruz, enflasyonist etki minimal olacaktır" yorumunu yaptı.

Avrupa Birliği'nin (AB) ticaret savaşlarıyla yavaşlamasını bu bölgeye yapılacak ihracatı olumsuz etkileyebileceğinden dolayı kısa vadeli risklerden bahseden Akten, "Yapısal konular da var otomotiv sektörü iyi bir örnek, elektrikli araçlarda dünya piyasası yeniden dengeleniyor, bir yavaşlama söz konusu olabilir, biz alternatif coğrafyalarımızla bunu dengeleyebileceğimizi düşünüyorum. Ticaret savaşlarının bize pozitif yansıyacağını düşünüyorum. Üretim hızımız, kapasitemiz ve iş gücümüz bir kaynak, dolayısıyla da Gümrük Birliği'nin tekrar güncelleneceği yolunda da bir fırsat olacağını düşünüyorum. Avrupa kendi içine dönecektir, bunun da Türkiye için fırsat oluşacağını düşünüyorum. Bir süre sonra çelikte yaşadığımız dezavantaj da avantaja dönüşebilir" diye konuştu.

Türk şirketlerinin coğrafi olarak Avrupa dışında da yatırımlarının arttığını vurgulayan Akten, ABD'nin söz konusu adımlarının Türkiye'yi kısa vadede etkilemeyeceğini düşündüğünü belirterek, "ABD'nin ithalatında Türkiye'nin payı yüzde 0.4, dolayısıyla bizim ihracatımızın az bir kısmı ABD ve yakın coğrafyasına yapılıyor. Avrupa'nın yanı başında çok ciddi ve güçlü bir ekonomiye sahibiz" dedi.

"Pasifik Teknoloji için 2025 büyüme yılı olacak"

Şubat 2024'te halka açılan ve halka arzının hemen ardından Titra Teknoloji'ye yaptığı yatırımla savunma sanayi teknolojilerinde önemli bir oyuncu haline gelen Pasifik Teknoloji, şubat ayı başında Proline Bilişim Sistemleri'nin yüzde 51'ini aldı. Global bir oyuncu olmak için organik ve inorganik büyümeye devam edeceklerini ifade eden Pasifik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Erdoğan, "2024 bizim için yatırım yılıydı. 2025 ise büyüme yılı olacak. Hedefimiz savunma ve bilişim teknolojilerinde global bir oyuncu haline gelmek" dedi.

Erdoğan, "Özellikle döner kanatlı insansız hava araçları ve kamikaze İHA'lar gibi yenilikçi ürünlerle hem ulusal hem de uluslararası pazarda rekabet gücümüzü artırmayı amaçlıyoruz. Savunma sanayi teknolojilerinde ihracatın ciromuzdaki payını yüzde 50 seviyesine çıkararak, Türkiye'nin bu alandaki küresel etkisini artırmayı hedefliyoruz. Bilişim teknolojileri alanında ise, Proline'ın da grubumuza katılımıyla, akıllı şehir yönetimi, kimlik yönetimi, güvenli nitelikli belge üretimi ve biyometri teknolojileri çözümlerimizle sektördeki dijital dönüşüme katkı sağlamayı hedefliyoruz. Pasifik Teknoloji olarak genişleyen ürün ve hizmet yelpazemiz ve kabiliyetlerimizle 2025 yılını 5 milyar TL ciro ile kapatmayı hedefliyoruz" diye konuştu.

Pasifik Teknoloji'nin büyüme stratejisinde satın almaların önemli birer adım olduğunu anlatan Pasifik Teknoloji Genel Müdürü Ahmet Aslanpınar ise Proline'ın Ar-Ge merkezi tarafından geliştirilen yenilikçi ve ileri teknolojilere sahip ürün ve yazılım çözümleriyle sunmakta olduğu hizmetlerin Pasifik Teknoloji'nin varlıklarını ve kabiliyetlerini önemli ölçüde güçlendireceğini söyledi.

Proline'ın akıllı ve güvenli şehir yönetimi, güvenli ve nitelikli belge üretimi, kimlik yönetimi ve biyometri teknolojileri alanında uzmanlaştığını ve 2003 yılında kurulduğunu hatırlatan Aslanpınar, şöyle konuştu: "Proline, Türkiye'nin yanı sıra Orta Doğu, Afrika ve Asya odaklı bir strateji izliyor. 2024 yılını 1 milyar 190 milyon TL'lik ciro ile kapattı. Özellikle son 10 yılda hem Türkiye'de hem de bölgede önemli projelere imza atan Proline'ın hayata geçirdiği projeler arasında Katar'ın başkenti Doha'nın güvenliğinin tek bir merkezden yönetilmesi, İstanbul Havalimanı projesinin fiziksel güvenlik altyapısının kurulması ve bakımı, Sosyal Güvenlik Kurumu Biyometrik Kimlik Doğrulama Projesi'nde kullanılmak üzere BioPOS cihazının geliştirilmesiyle birlikte hasta kimlik doğrulamasının parmak damar izi ile gerçekleştirilmesi, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün 3'ü 1 arada Projesi kapsamında T.C. Kimlik kartlarının yanı sıra pasaport ve ehliyeti de kapsayan, bunların çipli, elektronik ve biyometrik verilerle kullanıma izin veren teknoloji ve süreçlerin hayata geçirilmesi yer alıyor. Proline'da bu saydığımız ürün ve kabiliyetlerimize 2025 yılında en az iki yeni ürünün daha ilave edilerek pazara sunulmasını hedefliyoruz. Ayrıca bu kabiliyetlerimizin uluslararası projelerde konumlandırılmasını da içeren güçlü hedeflerimiz bulunuyor. Mevcut iş ve projelerin yanı sıra bu adımların da atılmasının ciromuza doğrudan önemli katkılar sağlamasını bekliyoruz."

BORSA ŞİRKETLERİNDE NELER OLDU?

AFYON ÇİMENTO: Şirket 4Ç24 finansal sonuçlarında 224 milyon TL net kar açıkladı böylece yıllık net kar yüzde 70 düşüşle 429 milyon TL olarak kaydedildi. Net satışlar geçen seneye oranla hafif düşerek 3.2 milyar TL olarak gerçekleşti. Şirketin faaliyet karı yüzde 11 düşüşle 691 milyon TL olarak gerçekleşti.

HİTİT BİLGİSAYAR: Hitit Bilgisayar, Haiti merkezli Sunrise Airways ile Acenta Dağıtım Sistemi (Crane ADS) çözümünün kullanımı için sözleşme imzaladı. Bu anlaşma, Hitit'in Karayip Bölgesi'ndeki ilk havayolu işbirliği.

AGESA: Şirket 2025 yılının Mart ayında brüt pay başına 5.56 TL kar payı dağıtma önerisinde bulundu.

ALARKO HOLDİNG: Alarko Holding, bağlı ortaklığı Alarko Tarım tarafından tarım ve seracılık sektöründe faaliyet göstermek üzere 250 bin TL sermayeli bir anonim şirket kurulmasına karar verildiğini açıkladı.

BERA HOLDİNG: Bera Holding, bağlı ortaklığı Koveka Tekstil'in, Konya'da 4000 kW gücünde GES kuracağını açıkladı.

BİM: Rekabet Kurulu şirkete 1.3 milyar TL idari para cezası kesti. İndirimli şekliyle uygulanması durumunda ceza 972 milyon TL olarak ödenecek. Şirket cezaya kesin suretle itiraz edileceğini bildirdi.

BIOTREND: Biotrend, kayıtlı sermaye tavanını 625 milyon TL'den 2 milyar TL'ye yükseltmek ve geçerlilik süresini 2029 yılına kadar uzatmak için SPK'ya başvurduğunu bildirdi.

ÇEMTAŞ ÇELİK: Çemtaş Çelik, 4Ç24 finansal sonuçlarında 10 milyar TL zarar açıkladı. Bu dönemde, şirketin cirosu bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 32 daraldı. 2024 yılında şirketin yurt içi satışları bir önceki yıla göre yüzde 7 oranında azalırken, yurt dışı satışları ise yüzde 21 arttı.

GÜRSEL TURİZM: Gürsel Turizm, Kocaeli-Çayırova'da bulunan 1.762 metre kare büyüklüğündeki arsayı 54 milyon TL bedelle yatırım amaçlı olarak satın aldığını duyurdu.

LOKMAN HEKİM: Lokman Hekim, 4Ç24 finansal sonuçlarında 95 milyon TL net kar açıkladı. Şirket, bir önceki yılın aynı döneminde 418 milyon TL, bir önceki çeyrekte ise 11 milyon TL net kar ile bildirmişti. Aynı dönemde şirketin satış gelirleri, yıllık bazda yüzde 1 artış, çeyreksel bazda ise yüzde 3 azalış göstererek 730 milyon TL oldu. Şirketin net borcunda ise bir miktar artış olduğu görüldü. Ayrıca şirket 2 taksit halinde hisse başına net 0.35 TL temettü ödeme kararı aldığını duyurdu.

TAV HOLDİNG: Tav Havalimanları, 4Ç24 finansal sonuçlarıdaı 69 milyon TL zarar açıkladı. Bu dönemde, FAVÖK yaratımı ise piyasa beklentisinin yüzde 16 altında gerçekleşti.

BATIÇİM: Şirket yüzde 3000 oranında bedelsiz sermaye artırımıyla çıkarılmış sermayesini 5.85 milyar TL'ye yükselttiğini ve kayıtlı sermaye tavanının bir defaya mahsus aşıldığını bildirdi.

ONCOSEM: Oncosem Onkolojik Sistemler, 4Ç24 finansal sonuçlarında 6 milyon TL net zarar açıkladı. Şirket, bir önceki yılın aynı döneminde 11 milyon TL net zarar, bir önceki çeyrekte ise 9 milyon TL net kar ile açıklamıştı.

AYGAZ: Aygaz, 4Ç24 finansal sonuçlarında beklentilerin üzerinde (piyasa: 672 milyon TL) 719 milyon TL net kar açıkladı. Açıklanan net kar, yıllık bazda yüzde 88, çeyreklik bazda yüzde 35 daraldı. Haziran sonu itibarıyla Kolay Gelsin şirketi ile birleşme işlemleri tamamlanan Sendeo, birleşme sonrasında özkaynak yöntemi ile finansal tablolarda konsolide edildi. Bu çerçevede, Sendeo'nun 2024'ün ikinci yarısında FAVÖK etkisi olmadı.

ORGE ENERJİ: Orge Enerji, Lixhium Bilişim Hizmetleri A.Ş.'nin yüzde 15 hissesini 10 milyon TL bedelle satın aldı. Şirket, yazılım geliştirme alanındaki bu yatırımıyla dijital çözümlere odaklanarak faaliyetlerini çeşitlendirmeyi hedefliyor. Gelecek yıllarda performans kriterlerine bağlı olarak yüzde 20 ek pay alım opsiyonu bulunuyor.

TÜPRAŞ: Tüpraş, 4Ç24'te beklentilerin altında (piyasa 5.15 milyar TL), 3.89 milyar TL net kar rakamı açıkladı. FAVÖK, yıllık yüzde 75 ve çeyreklik yüzde 49 azalışla 8.05 milyar TL olarak gerçekleşirken, FAVÖK marjı yüzde 4.6'ya geriledi.

VAKIFBANK: Banka, 4Ç24 finansal sonuçlarında piyasa beklentisinin (piyasa 12.10 milyar TL) üzerinde, 14.32 milyar TL net kar açıkladı. Böylece 2024 yılı toplamında net kar 49.19 milyar TL olarak gerçekleşirken, yıllık bazda yüzde 55 artış kaydedildi. 2024 yılında, net faaliyet karı ve net faiz gelirleri yıllık bazda sektör ortalamalarının üzerinde büyüdü. Banka bu dönemde özkaynaklarını yüzde 7 artırdı.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.