Kentsel yıkıma alternatif: Bina güçlendirme

Deprem korkusunun getirdiği kentsel dönüşüm furyası, malesef kentlerimizin otantik dokusunu da yok ediyor. Mahalleler tanınmaz birer yabancıya dönüşüyor. Balkonlu, geniş ve güzel apartmanların yerini küçücük ve çirkin kibrit kutusu binalar alıyor. Peki depremden korunmak için binaları gerçekten yıkmak zorunda mıyız?
27.06.2026 13:04 GÜNCELLEME : 01.07.2026 00:01

ÜRÜN DİRİER/ Deprem korkusunun getirdiği kentsel dönüşüm furyası, maalesef kentlerimizin otantik dokusunu da yok ediyor. Mahalleler tanınmaz birer yabancıya dönüşüyor. Balkonlu, geniş ve güzel apartmanların yerini küçücük ve çirkin kibrit kutusu binalar alıyor. Peki depremden korunmak için binaları gerçekten yıkmak zorunda mıyız? MAPEI Genel Müdürü Selman Tarmur, yıkmak yerine bina güçlendirme yaparak da depreme dayanıklı konutlara sahip olabileceğimizi söylüyor. Üstelik daha az maliyetle. Bu konuda İtalya'nın öncü olduğunu ifade eden Tarmur, "Kentlerin kimliğini ve dokusunu uzun yıllar korumak bu şekilde mümkün olabiliyor" diyor.

Öncelikle şirketinizin küresel yapısını anlatır mısınız?

MAPEI, 1937 yılında İtalya'nın Milano kentinde kurulmuş, yapı kimyasalları sektörünün dünyanın önde gelen şirketlerinden biridir. Seramik ve doğal taş yapıştırıcılarından su yalıtım sistemlerine, beton katkılarından yapısal güçlendirme çözümlerine kadar yapı sektörünün ihtiyaç duyduğu çok geniş bir ürün yelpazesi sunmaktadır. Bugün MAPEI Group, 59 ülkede faaliyet gösteren 98 iştirak şirketi, 5 kıtada yer alan 106 üretim tesisi ve 22 ülkede bulunan 39 araştırma merkeziyle küresel ölçekte güçlü bir organizasyona sahiptir. Grup, 13.000'den fazla çalışanı ve yapı sektörüne yönelik geliştirdiği 8.000'den fazla ürünle hizmet vermektedir. 2024 yılı itibarıyla 4,4 milyar Euro konsolide ciroya ulaşan MAPEI, her gün yaklaşık 30.000 ton ürün sevkiyatı gerçekleştirirken dünya genelinde 78 binden fazla müşteriye hizmet sunmaktadır.

MAPEI'nin başarısının temelinde inovasyon ve Ar-Ge yatırımları yer alıyor. Araştırma merkezlerimiz, Milano'daki Kurumsal Araştırma Merkezi koordinasyonunda çalışırken; sürdürülebilirlik, dayanıklılık ve yüksek performansı bir araya getiren çözümler geliştirmeye odaklanıyor. Ayrıca 1060'tan fazla ürünü için Çevresel Ürün Beyanı (EPD) bulunuyor ve bugüne kadar 300 bin tonun üzerinde CO₂ telafisi gerçekleştirilmiş durumda. Türkiye'de ise Polatlı Organize Sanayi Bölgesi'nde bulunan üretim tesisimiz ve küresel Ar-Ge ağımızın desteğiyle yerel ihtiyaçlara uygun çözümler geliştiriyor, sektöre katma değer sağlamaya devam ediyoruz.

MAPEI'nin Türkiye yolculuğu nasıl başladı? Bugün Türkiye operasyonlarınız hangi noktada bulunuyor ve sizi pazardaki diğer oyunculardan ayıran temel özellikler neler?

MAPEI olarak Türkiye pazarına 2013 yılında giriş yaptık ve aynı yıl Ankara Polatlı Organize Sanayi Bölgesi'nde üretim faaliyetlerimize başladık. O tarihten bu yana Türkiye'yi yalnızca önemli bir pazar olarak değil, aynı zamanda bölgesel büyüme stratejimizin önemli bir parçası olarak görüyoruz. Türkiye'de faaliyet gösterdiğimiz süre boyunca üretim kapasitemizi, teknik altyapımızı ve insan kaynağımızı sürekli geliştirdik. Bugün Polatlı'daki üretim tesisimizde seramik yapıştırıcıları ve derz dolgularından su yalıtım sistemlerine, özel harçlardan ankraj çözümlerine, endüstriyel zemin sistemlerinden ısı yalıtım ürünlerine kadar geniş bir ürün gamı sunuyoruz. Özellikle 2018 yılında devreye aldığımız, tamamen otomasyona dayalı çimento katkıları üretim hattımızla Türkiye çimento sektörünün ihtiyaçlarına cevap verebilecek güçlü bir üretim altyapısı oluşturduk.

Türkiye yapı kimyasalları sektörü; kentsel dönüşüm, deprem güvenliği, altyapı yatırımları ve sürdürülebilir yapılaşma ihtiyacının etkisiyle büyümesini sürdüren stratejik sektörlerden biri konumunda bulunuyor. Bu pazarda yerli ve yabancı birçok güçlü oyuncu faaliyet gösteriyor. Ancak MAPEI'yi farklılaştıran en önemli unsur, küresel bilgi birikimini yerel üretim ve teknik uzmanlıkla birleştirmesidir.

Dünya genelinde 42 ülkede faaliyet gösteren 106 üretim tesisi, 39 araştırma merkezi ve 13.000'den fazla çalışanı bulunan MAPEI Group'un gücünü Türkiye pazarına taşıyoruz. Yapı sektörüne yönelik 8.000'den fazla ürünümüz, güçlü Ar-Ge altyapımız ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımımız sayesinde müşterilerimize yalnızca ürün değil, temelden çatıya sistem çözümleri sunuyoruz. Bugün Türkiye'deki konumumuzu; teknik uzmanlığı, proje bazlı çözüm geliştirme kabiliyeti, yerel üretim gücü, yaygın teknik destek ağı ve sürdürülebilirlik yaklaşımıyla sektörün önemli uluslararası oyuncularından biri olarak değerlendiriyoruz.

Deprem korkusu ve dolayısıyla kentsel dönüşüm furyasının rüzgarında, maalesef birçok güzel eski apartman da yıkılıp yerine ruhsuz ve küçücük yeni binalar yapılıyor. Bir binayı dönüştürmek için yıkmak zorunda mıyız?

Yaşanılan deprem felaketlerinin üzerine ülkemizde özellikle nüfusun kalabalık olduğu Marmara Bölgesinde yıllardır deprem bekleniyor. Binaların çok olduğu kalabalık şehirlerde, eski yöntemlerle mühendislik hizmeti alınmadan yapılmış binalar büyük risk taşıyor. Zamana karşı yarışılan günlerde binaların yıkılıp yeniden yapılması oldukça maliyetli ve uzun süreler gerektirebiliyor. Ancak bina güçlendirme çalışmaları ile yapının performans seviyesini yükseltmek ve iyileştirmek hem daha kısa sürüyor hem daha az maliyetli… Yeniden yapımla gerçekleştirilen kentsel dönüşüm yaklaşık 18 ay, güçlendirme ile kentsel dönüşüm ise 6-8 ay kadar sürüyor. Ayrıca güçlendirme yapılması düşünülen binanın maliyeti, yıkıp yapma maliyetinin yaklaşık 1/3'üne denk geliyor. Yalnızca İstanbul'da riskli olduğu belirtilen iki milyon konutun bir milyonu, yıkıp yeniden yapma maliyetinin yüzde 40'ına veya daha düşük bir rakama güçlendirilebilir. Buradan sonuçla İstanbul'da yapılacak güçlendirme çalışmalarında maliyet yüzde 60 azaltılabilir. Örneğin İtalya, bina yıkımı yerine genellikle bina güçlendirme yöntemleri kullanan öncü ülkelerden biri. Kentlerin kimliğini ve dokusunu uzun yıllar korumak bu şekilde mümkün olabiliyor. Yıkıp yeniden yapılan bina ile güçlendirilen bina aynı standartlarda mühendislik hizmeti alır. Yıkıp yeniden yapılan binanın depreme dayanaklılığı ne kadarsa yapısal olarak güçlendirilmiş binada da aynı deprem güvenliği sağlanır. Yapısal güçlendirme çalışmalarında bina tamamen soyularak geriye kalan taşıyıcı sistem 2018 yılında yayınlanan son mevzuatlar kapsamında güçlendirilir. Ayrıca yeni yapılan binalarda daire başına düşen metre kare düşüş gösterirken, bina güçlendirme çalışmalarında tüm daireler metre kare kaybı yaşamaz.

Bina güçlendirmeye devlet desteği var mı peki?

Depreme karşı alınacak en büyük önlemlerden biri olan bina güçlendirme çalışmaları kapsamında devlet, güçlendirme çalışması yapan bina sahiplerine kira desteği sağlıyor. Desteklerden faydalanmak için risk çalışmaları ile bina güçlendirme projesinin hazırlanması gerekiyor.

Türkiye yapı kimyasalları pazarını bugün nasıl değerlendiriyorsunuz? Son yıllarda büyümeyi destekleyen dinamikler neler oldu ve MAPEI olarak bu büyümeden nasıl pay alıyorsunuz?

Türkiye yapı kimyasalları pazarı son yıllarda özellikle kentsel dönüşüm, deprem güvenliği, enerji verimliliği ve sürdürülebilir yapılaşma başlıklarının etkisiyle büyümeye devam ediyor. Her ne kadar inşaat sektöründe dönemsel dalgalanmalar yaşansa da, yapıların daha dayanıklı, güvenli ve enerji verimli hale getirilmesine yönelik ihtiyaç sektörü destekleyen temel unsur olmaya devam ediyor.

MAPEI olarak biz de bu büyümeyi özellikle yüksek katma değerli ürün gruplarında görüyoruz. Son yıllarda su yalıtımı sistemleri, beton onarım ve güçlendirme çözümleri, endüstriyel zemin sistemleri, enerji verimliliğine katkı sağlayan ürünler ve altyapı projelerine yönelik çözümler büyümemizi destekleyen başlıca alanlar oldu.

Yapı kimyasalları, inşaat maliyetleri içinde nispeten küçük bir paya sahip olsa da, bir yapının dayanıklılığı, güvenliği ve kullanım ömrü açısından kritik öneme sahiptir. Özellikle deprem gerçeğinin daha fazla gündeme gelmesiyle birlikte güçlendirme sistemlerine, su yalıtımına ve beton koruma çözümlerine olan ilgi belirgin şekilde arttı. Aynı şekilde enerji maliyetlerindeki yükseliş de ısı yalıtımı ve enerji verimliliği sağlayan sistemlere olan talebi artırıyor.

2025 yılında sektör genelinde çimento, dolgu malzemeleri ve ithal kimyasal hammaddelerde önemli maliyet artışları yaşandı. Buna rağmen pazarın yalnızca fiyat odaklı değil, performans odaklı ürünlere yöneldiğini görüyoruz. Bugün yatırımcılar ve uygulayıcılar ilk yatırım maliyetinden çok, yapının uzun vadeli performansına ve yaşam döngüsü maliyetine odaklanıyor.

Bu nedenle 2026 yılında yapı kimyasalları sektöründe büyümeyi; Ar-Ge odaklı, sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlayan, enerji verimliliğini artıran ve deprem güvenliğini destekleyen yenilikçi sistemlerin sürükleyeceğini düşünüyoruz. MAPEI olarak küresel Ar-Ge gücümüz ve geniş ürün portföyümüzle bu dönüşümün önemli oyuncularından biri olmayı sürdüreceğiz.

Yapı kimyasalları sektörü son yıllarda önemli bir değişim sürecinden geçiyor. Sizce bu dönüşümün merkezinde hangi ihtiyaçlar ve trendler yer alıyor?

Yapı kimyasalları sektörü son yıllarda önemli bir dönüşümden geçiyor. Geçmişte ürün seçimlerinde maliyet odaklı bir yaklaşım hâkimken, bugün dayanıklılık, enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve deprem güvenliği gibi kriterler ön plana çıkıyor. Özellikle deprem gerçeğinin daha fazla hissedilmesiyle birlikte su yalıtımı, beton onarım ve güçlendirme sistemleri gibi ürünlere yönelik farkındalık önemli ölçüde arttı.

Aynı zamanda Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda sektör, çevresel etkisi düşük ve enerji verimliliğine katkı sağlayan ürünlere yöneliyor. Bu nedenle yapı kimyasalları artık yalnızca bir inşaat malzemesi değil, yapıların performansını ve yaşam ömrünü artıran bir teknoloji alanı olarak değerlendiriliyor.

Sektördeki bu dönüşüme nasıl uyum sağlıyorsunuz? Ar-Ge, sürdürülebilirlik ve yeni teknolojiler şirket stratejinizde nasıl bir rol oynuyor?

Dönüşümümüzün merkezinde Ar-Ge, sürdürülebilirlik ve teknik uzmanlık bulunuyor. Dünya genelinde 39 araştırma merkezimiz ve güçlü Ar-Ge altyapımız sayesinde değişen ihtiyaçlara hızla cevap verebiliyoruz. Bugün yalnızca ürün geliştirmiyor, aynı zamanda mühendisler, mimarlar ve uygulamacılar için kapsamlı sistem çözümleri sunuyoruz.

Özellikle düşük çevresel etkiye sahip ürünler, enerji verimliliği sağlayan sistemler, beton dayanıklılığını artıran çözümler ve deprem güvenliğine katkı sağlayan güçlendirme teknolojileri yatırım yaptığımız öncelikli alanlar arasında yer alıyor. Bizim için dönüşüm; daha sürdürülebilir, daha güvenli ve daha uzun ömürlü yapılar inşa edilmesine katkı sağlamak anlamına geliyor.

2026 yılına hangi öncelikler ve hedeflerle başladınız? Yılın ilk dönemini nasıl değerlendiriyorsunuz ve yıl sonuna ilişkin beklentileriniz neler?

2026 yılına, ürün portföyümüzü büyütmek, teknik destek hizmetlerimizi geliştirmek ve sürdürülebilir ürünlerin payını artırmak hedefleriyle girdik. Özellikle su yalıtımı, yapısal güçlendirme, endüstriyel zeminler ve enerji verimliliği sağlayan ürün gruplarında büyümeyi hedefliyoruz.

Yılın ilk aylarında sektörde temkinli bir görünüm hâkim olsa da, kentsel dönüşüm projeleri, altyapı yatırımları ve deprem güvenliği odaklı uygulamalar faaliyetlerimizi destekledi. Yılın geri kalanında finansmana erişimin kolaylaşması ve yeni proje başlangıçlarının artmasıyla birlikte sektörün daha hareketli bir döneme gireceğini öngörüyoruz. Bu nedenle 2026'yı hem operasyonel hem de ticari hedeflerimiz açısından başarılı bir şekilde tamamlamayı hedefliyoruz.

Önümüzdeki birkaç yıl için Türkiye'deki büyüme stratejiniz nasıl şekilleniyor? Üretim, ihracat ve yeni yatırım planlarınız hakkında neler söyleyebilirsiniz?

MAPEI olarak Türkiye'yi yalnızca önemli bir pazar olarak değil, aynı zamanda bölgesel bir üretim ve teknoloji merkezi olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde yerel üretim kapasitemizi, teknik uzmanlığımızı ve eğitim faaliyetlerimizi daha da geliştirmeyi hedefliyoruz.

Amacımız; su yalıtımı, yapısal güçlendirme, beton teknolojileri ve sürdürülebilir yapı çözümleri başta olmak üzere faaliyet gösterdiğimiz alanlarda pazar payımızı artırmak ve teknik çözüm ortağı kimliğimizi daha da güçlendirmek. Türkiye'nin çevre ülkeler için stratejik konumu sayesinde ihracat faaliyetlerimizi de büyütmeyi planlıyoruz.

İnşaat sektöründe maliyet baskısı, finansmana erişim ve talep koşulları rekabeti yeniden şekillendiriyor. Bu ortamda nasıl bir strateji izliyor ve müşterilerine hangi katma değeri sunuyorsunuz?

Mapei olarak 2026 yol haritamızı 'Yerel üretim gücü ile küresel teknolojiyi buluşturmak' üzerine kurduk. Milano merkezli dev bir Ar-Ge ağının parçasıyız ve ciromuzun yüzde 5'ini her yıl yeni teknolojilere ayırıyoruz. Türkiye, Mapei dünyası için sadece bir pazar değil, aynı zamanda stratejik bir üretim ve teknoloji üssü. Bizim temel ilkemiz, en kaliteli hammaddeleri kullanmak ve en nitelikli insan kaynağıyla çalışmaktır.

2026 hedeflerimizin başında, ürün yelpazemizi daha da yerelleştirirken kaliteden ödün vermemek geliyor. Özellikle yapısal güçlendirme ve su yalıtımı segmentlerinde pazar liderliğimizi pekiştirecek yatırımlara odaklanıyoruz. Biz kendimizi sadece malzeme satan bir şirket olarak değil; mühendislere, mimarlara ve uygulamacılara teknik çözüm sunan bir 'çözüm ortağı' olarak tanımlıyoruz. Bu yaklaşım yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de yaşam kalitesini korumayı hedefliyor.

BİZE ULAŞIN