HÜLYA GENÇ SERTKAYA /ABD ile İran 28 Şubat'ta başlayan savaşı sonlandıracak 14 maddelik mutabakat zaptını imzaladı. Anlaşmanın imzası için 19 Haziran Cuma günü Cenevre'de yapılması planlanan tören beklenmedi, imzalar bir gün öncesinde atıldı. ABD Başkanı Donald Trump imzayı G7 Liderler Zirvesi için bulunduğu Fransa'da attı. Mutabakat zaptını İran adına imzalayan ise Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan oldu. "İslamabad Mutabakatı" olarak anılan zaptı, arabulucu ülke olarak Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de imzaladı. Bilindiği üzere Lübnan dahil olmak üzere savaşın sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı'nın açılması, ABD'nin İran'a uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması gibi maddeleri içeren "İslamabad Mutabakatı", 18 Haziran'da Pezeşkiyan ve Trump tarafından dijital ortamda da imzalanmıştı.
Bölgesel istikrarı ve dünya ekonomisini tehdit eden savaşı sona erdirecek mutabakat zaptının imzalanmasının ardından, nihai anlaşmaya varılması için İran'ın nükleer programı ve yaptırımların kaldırılması gibi konulara yönelik 60 günlük müzakere süreci, İsrail'in Lübnan'ı bombalamaya devam etmesi nedeniyle ertelendi. Bu durum, anlaşmanın geleceğine ilişkin piyasalarda tedirginlik yarattı. Haberimiz yayına hazırlanırken, piyasalar gelişmeleri an be an takip ediyordu. 60 günlük müzakere sürecinde masada yaşanabilecek olası bir tıkanıklığın, piyasada "ters şok" dalgası yaratacağı endişesi sürüyor.
Barış yolunda atılan adımlar petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü bir etki yapsa da, fiyatların savaş öncesi seviyelere hızlı biçimde dönmesi beklenmiyor. Gerileyen enerji maliyetlerinin yüksek faiz baskısını azaltacağı, enflasyonda gerilemeye neden olacağı, Türkiye'nin cari açığını milyarlarca dolarlık olumlu etki yapacağı ifade ediliyor. "Hürmüz Boğazı yeniden kapanır mı?" ihtimali, enerji güvenliği riski nedeniyle piyasaları endişelendirmeye devam ediyor. Öyle ki, Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Dr. Fatih Birol, yaptığı bir açıklamada Hürmüz Boğazı konusu nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, önümüzdeki 2-3 yıl içinde dünya enerji haritasının yeniden çizilmeye başlanacağının altını çizdi. Birol, "Ortaklıklar yeniden tanımlanacak. Yeni ortaklıklar kurulacak" ifadelerini kullandı.
DENGELENME BEKLENTİSİ
Anlaşma sonrası petrol fiyatlarında düşüş beklentisi güçlenirken, 70-80 dolar bandının ana denge alanı olarak izleneceği ifade ediliyor. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Çetinkaya, mevcut gelişmeler petrol fiyatlarında bir düşüş beklentisini güçlendirse de, fiyatların savaş öncesi seviyelere hızlı biçimde dönmesinin beklenmemesi gerektiğini vurguladı. Çetinkaya, "Savaş sürecinde birçok enerji tesisi hedef alındı, üretim ve sevkiyat akışında aksamalar yaşandı. Bu tesislerin yeniden devreye alınması zaman alacağından, petrol arzındaki sorunların bir süre daha devam etmesi muhtemel. Bu nedenle fiyatlarda ilk etapta bir geri çekilme görülse bile, belirli bir seviyeden sonra düşüşün yavaşlayacağı ve fiyatların dengelenme eğilimine gireceği değerlendiriliyor. Bu çerçevede, Hürmüz Boğazı'nda geçişlerin fiilen başlaması, sigorta maliyetlerinin düşmesi ve İran petrolüne yönelik geçici muafiyetlerin uygulanması halinde Brent petrolün önümüzdeki 1-3 ay içinde 75-80 dolar bandına gerilemesi makul görünüyor. Yılın son çeyreğinde ise normalleşmenin kademeli olarak ilerlemesiyle Brent petrolün 70-75 dolar bandına inmesi mümkün olabilir" dedi.
Bu arada şunu not düşelim, zaptın imzalanmasının ardından ABD'nin Hürmüz ablukası sona erdi.
"ENFLASYONU AŞAĞI ÇEKER"
Çetinkaya, petroldeki 10-15 dolarlık kalıcı düşüşün, ABD ve AB'de manşet enflasyonu 6 ay içinde kabaca 0.3-0.6 puan aşağı çekebileceğini vurgulayarak, buna karşın çekirdek enflasyona geçişin daha sınırlı olacağını düşündüğünü söyledi. Çetinkaya, ABD Merkez Bankası (FED) tarafında düşen petrol fiyatının, yıl içinde faiz artırımı ihtimalini zayıflatacağını kaydetti. Avrupa ekonomisinin mevcut zayıf büyüme görünümü dikkate alındığında, petrol fiyatlarının 70 dolar seviyelerine yerleşmesinin Avrupa Merkez Bankası (ECB) üzerindeki ilave faiz artırımı baskısını azaltabileceğini dile getiren Çetinkaya, "Ancak Euro Bölgesi'nde enflasyon hala hedefin üzerinde seyrederken, enerji maliyetleri ve ücret artışları fiyat baskılarını canlı tutuyor. Bu nedenle ECB'nin kısa vadede hızlı bir gevşemeye gitmesi beklenmemeli; daha çok veriye bağlı, temkinli ve bekle-gör yaklaşımını sürdürmesi beklenmeli" dedi.
"TÜRKİYE'NİN ENERJİ FATURASINI AZALTIR"
Çetinkaya, petrol fiyatlarındaki gevşemenin, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını yılın ikinci yarısında yaklaşık 2-3.5 milyar dolar azaltabileceğine dikkat çekti. OVP'de 2026 için Brent varsayımının 65 dolar, enerji ithalatının 63 milyar dolar, cari açık hedefinin ise 22.3 milyar dolar seviyesinde verildiğini anımsatan Çetinkaya, bu nedenle petrol fiyatları 70 dolara yakın kalırsa cari açık hedefi üzerindeki baskının sınırlanacağını dile getirdi.
Çetinkaya, petrolde 10-15 dolarlık kalıcı düşüş, kur geçişkenliği kontrol altında kalırsa yıl sonu TÜFE'ye yaklaşık 0.4-0.8 puan aşağı yönlü katkı vereceğini ifade etti. Dolaylı ulaştırma, üretim ve lojistik maliyetleri de hesaba katılırsa toplam etkinin 1 puana yaklaşabileceğini söyleyen Çetinkaya, "İran ile ticaretin normalleşmesinin Türkiye için özellikle sınır ticareti, lojistik, enerji ve ara malı kanallarından olumlu katkısı olacaktır. 2025'te Türkiye'nin İran'a ihracatı yaklaşık 3.06 milyar dolar, İran'dan ithalatı ise 2.49 milyar dolar seviyesindeydi. Ticaretin yeniden canlanması yılın ikinci yarısında net ihracata 1 milyar dolar civarında pozitif katkı sağlayabilir" şeklinde konuştu.
NORMALE DÖNÜŞ NE ZAMAN?
Çetinkaya, Hürmüz Boğazı açılırsa fiziki geçişlerin başlamasının 1-4 hafta, enerji akışlarının anlamlı ölçüde normale yaklaşmasının 6-10 hafta, sigorta/navlun maliyetleri ve tanker rotalarının eski verimliliğine dönmesinin ise 3-6 ay alabileceğini söyledi. Çetinkaya, "Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) mayıs raporuna göre savaş ve Hürmüz kapanması küresel petrol arzında ciddi kayıp yaratmış, Körfez ülkelerinin üretimi savaş öncesine göre çok sert düşmüş, stoklar da hızla erimişti. Bu yüzden boğaz açıldı, her şey eskiye döndü demek için henüz erken olduğunu düşünüyorum. IMF ve Dünya Bankası'nın büyüme tahminlerinde sınırlı ancak yukarı yönlü bir revizyon beklenebilir. IMF için 2026'da 0.1-0.2 puan, 2027'de 0.2-0.3 puan artış öngörülürken; Dünya Bankası tarafında revizyonun biraz daha güçlü olması ve 2026'da 0.2-0.4 puan, 2027'de ise 0.3-0.5 puan aralığında gerçekleşmesi beklenebilir" diye konuştu.
Prof. Dr. Murat ÇETİNKAYA / Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi
"Müzakere sürecinde yaşanacak tıkanıklık 'ters şok' etkisi yaratabilir"
Anlaşmaya ilişkin iyimser beklentilere rağmen 60 günlük müzakere sürecinde ortaya çıkabilecek bir tıkanıklık, piyasalarda hızlı bir "ters şok" etkisi yaratabilir. Bu durumda önce enerji fiyatlarında risk primi yeniden yükselir; Brent petrol kısa sürede 90-100 dolar bandına dönebilir. Buna bağlı olarak küresel enflasyon beklentileri yukarı yönlü baskılanırken, merkez bankalarının faiz indirim alanı daralır.
İran'ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması ihtimali, anlaşmanın en kritik finansal başlıklarından biridir. Ancak bu kaynakların tek seferde ve serbest kullanılabilir nakde dönüşmesi beklenmemelidir; daha olası senaryo, varlıkların yaptırım uyumu, nükleer denetim ve ödeme kanalları üzerinden kademeli biçimde çözülmesidir. Böyle bir açılım İran'a rezerv, ithalat finansmanı, enerji yatırımları ve altyapı harcamaları açısından alan açar; bölgesel risk primini düşürerek Körfez ve Orta Doğu merkezli sermaye hareketlerini yeniden canlandırır. Türkiye açısından doğrudan etki, İran kaynaklı paranın Türkiye'ye akmasından çok, bölgesel risk algısının iyileşmesi ve enerji fiyatlarının gevşemesi üzerinden oluşur.
Harun Raşit DEMİRCAN / İntegral Yatırım Araştırma Uzmanı
"Petrol fiyatlarının savaş öncesine dönmesi kolay değil"
ABD ile İran arasında atılan barış adımları, beklendiği üzere petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü bir etki yarattı. Barış görüşmelerinin daha somut bir zemine oturması, enerji maliyetlerindeki mevcut görünümün bir süre daha devam etmesine neden olabilir. Ancak petrol fiyatlarının savaş öncesi seviyelere dönmesinin kolay olmadığını düşünüyoruz. Savaş boyunca Hürmüz Boğazı kaynaklı tedarik zinciri aksaklıkları, mevcut stoklar aracılığıyla telafi edilmeye çalışıldı. Bu durumun yansımalarını bir süre daha görmeye devam edebiliriz. Bu nedenle enerji maliyetlerinin görece düşük seyretmesini, ancak savaş öncesi fiyat seviyelerinin üzerinde kalmasını bekliyoruz. Savaşın sona ermesi orta vadede maliyet baskılarını bir miktar azaltabilir; ancak mevcut ortamın ECB'yi faiz indirimine yöneltecek ölçüde elverişli olduğunu düşünmüyoruz. Bu nedenle ECB tarafında sıkı para politikasının bir süre daha devam etmesini bekliyoruz. Ons altının ise güçlü dolar teması karşısında baskı altında kalmaya devam etmesi beklenebilir. Buna ek olarak petrol fiyatlarının savaş öncesi seviyelere dönmemesi de ons altın üzerindeki aşağı yönlü baskıyı destekleyen unsurlardan biri oldu. Bundan sonraki süreçte merkez bankalarının faiz politikaları belirleyici unsur olmaya devam edecektir. İyimser senaryoda dahi, özellikle ABD tarafında faiz indirimi beklemediğimiz için dolar temasının bir süre daha güçlü kalacağını öngörüyoruz. Bu çerçevede ons altının baskılanmaya devam etmesi muhtemel görünüyor.
Dinçer KURT / Ahlatcı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı
"Brent petrolde 70-80 dolar ana denge alanı"
ABD ile İran arasında varılan anlaşma sonrasında Brent'in 80 doların altına gerilemesi, piyasanın savaş döneminde fiyatlara eklenen jeopolitik primi hızlı biçimde geri aldığını gösterdi. Hürmüz'den gemi geçişlerinin başlaması ve İran petrolüne muafiyet tanınması, Basra Körfezi arzının normale dönebileceği beklentisini güçlendirdi. Bu nedenle kısa vadede Brent tarafında 70-80 dolar bandını ana denge alanı olarak izliyorum. Akışların tam kapasiteye yaklaşması halinde 65-70 dolar aralığı gündeme gelebilir. Ancak düşük stoklar ve gemi sahiplerinin temkinli davranması düşüşün hızını sınırlayabilir.
Petrol fiyatlarındaki geri çekilme, önümüzdeki 3-6 aylık dönemde başta ABD ve Avrupa enflasyonuna enerji ve akaryakıt kanalı üzerinden aşağı yönlü katkı verebilir. Bu etki ilk aşamada manşet enflasyonda hissedilir. Çekirdek enflasyon tarafında daha sınırlı ve gecikmeli bir yansıma beklerim. Bu tablo FED ve ECB'nin faiz artırımlarını ötelemek için elini rahatlatabilir. Kararlar yine ücretler, hizmet enflasyonu ve tahvil faizleriyle şekillenecektir. Ons altında kâr satışları, DXY'de sınırlı gevşeme ve emtia sepetinde seçici geri çekilme öne çıkabilir. Böyle bir ortam gelişmekte olan piyasalar için destekleyici olur. En önemli risk 60 günlük müzakere sürecinde masanın tıkanmasıdır. Bu senaryoda Brent 100 dolar bandına yönelebilir, dolar talebi güçlenebilir.