Yıl sonu enflasyon tahmini yükseldi

TCMB yıl sonu enflasyon tahminini 2 puan yukarı yönlü güncelleyerek yüzde 28’e çıkardı. Enflasyonda “ara hedefi” ise yüzde 24 olarak korudu. TCMB Başkanı Fatih Karahan, ara hedeflerle uyumlu bir seyir içinde fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunu koruyacaklarını vurguladı.
20.08.2026 11:40 GÜNCELLEME : 20.08.2026 11:40

HÜLYA GENÇ SERTKAYA/ Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 26'dan yüzde 28'e yükseltti. Enflasyonun 2027 yıl sonunda yüzde 15'e, 2028 yıl sonunda ise yüzde 9'a geriledikten sonra orta vade hedefi olan yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanacağı öngörüsünü korudu. TCMB'nin ara hedefleri ise 2026, 2027 ve 2028 yılları için sırasıyla yüzde 24, yüzde 15 ve yüzde 9 olarak korundu. TCMB Başkanı Fatih Karahan, ara hedeflerle uyumlu bir seyir içinde fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunu koruyacaklarının altını çizdi. Yılın üçüncü enflasyon raporunda TCMB'nin gıda enflasyonu varsayımı yüzde 26.3'ten yüzde 28.5'e yükselirken, ortalama petrol fiyatı varsayımı 89.4 dolardan 87.8 dolara indirildi.

Yılın üçüncü enflasyonu raporunu İstanbul Finans Merkezi TCMB yerleşkesinde açıklayan Karahan, Başkan yardımcıları Hatice Karahan, Fatma Özkul, Gazi İshak Kara ve Yusuf Emre Akgündüz ile birlikte gazetecilerin sorularını yanıtladı. 2026 yıl sonu tahmininde yapılan 2 puan güncellemede, motorin, doğal gaz ve enerji dışı emtia fiyatlarındaki görünümün etkili olduğunu vurgulayan Karahan, eşel mobil uygulamasına yönelik düzenlemelerin etkisini de tahminlere yansıttıklarını dile getirdi. Bunun yanı sıra, gıda enflasyonu varsayımında yapılan yukarı yönlü güncelleme ile yönetilen/yönlendirilen fiyatlar da enflasyon tahmininin yükselmesinde rol oynadığını kaydeden Karahan, "Çıktı açığı tahminimizde ise önceki Rapor dönemine göre kayda değer bir güncelleme olmadı. Finansal koşullardaki sıkılığın korunmasıyla yurt içi talebin zayıf seyrini önümüzdeki dönemde sürdürmesini bekliyoruz" diye konuştu.

CARİ AÇIK 4.2 MİLYAR DOLAR

Türkiye'nin cari işlemler hesabı haziranda 4 milyar 194 milyon dolar açık verdi. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 1 milyar 462 milyon dolar fazla verdi. TCMB verilerine göre; ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 8 milyar 533 milyon dolar oldu. Haziranda doğrudan yatırımlar kaynaklı net çıkışlar 899 milyon dolar olarak kaydedildi. Portföy yatırımları haziran ayında 2 milyar 537 milyon dolar tutarında net giriş kaydetti. Resmi rezervlerde haziranda 1 milyar 39 milyon dolar net artış yaşandı.

Yılın ilk altı ayında cari işlemler açığı yıllık yüzde 32.9 artışla 34 milyar 548 milyon dolara yükselirken, yıllıklandırılmış verilere göre haziranda cari açık 38.9 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret dengesi 76.5 milyar dolar açık verdi. Aynı dönemde hizmetler dengesinde 63.7 milyar dolar fazla gerçekleşti. Haziran ayı yıllıklandırılmış cari açığın finansmanına net doğrudan yatırımlar 0.3 milyar dolar, net portföy yatırımları 6.4 milyar dolar ve krediler 52.9 milyar dolar katkı verdi. Bu dönemde Merkez Bankası döviz cinsinden net rezerv azalışı 27.2 milyar dolar oldu. Net hata noksan kaleminde haziranda 30 milyar dolar kaynağı belirsiz para girişi yaşanırken, ocak-haziran döneminde 14.7 milyar dolar çıkış yaşandı.

SANAYİ ÜRETİMİNDE SINIRLI İVME

Büyümenin öncü göstergesi sanayi üretimi haziranda yıllık yüzde 1.4 azalırken, aylık yüzde 0.1 artış gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, haziranda madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi yıllık yüzde 1.6, aylık yüzde 0.5 azaldı, imalat sanayi sektörü endeksi yıllık 1.5 azalırken aylık bazda değişim göstermedi. Haziranda elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi ise yıllık yüzde 1.1, aylık yüzde 1.5 arttı. Haziranda yüksek teknoloji üretimi aylık yüzde 3.8 artarken, yıllık yüzde 20.3 azaldı. Sanayi üretiminin nisan-haziran dönemi performansına bakıldığında arındırılmamış verilerle sanayi üretimi yılın ikinci çeyreğinde yıllık yüzde 1.86 artarken, bir önceki çeyreğe göre yüzde 6.4 artış gösterdi.

Geçen hafta ticaret satış hacim endeksi ile ciro endeksleri de açıklandı. TÜİK verilerine göre, ticaret satış hacmi haziranda yıllık yüzde 4.5 azalırken, aylık yüzde 1.9 artış gösterdi. Perakende ticaret satış hacminin yıllık yüzde 11.8, aylık yüzde 0.7 arttığı haziranda toptan ticaret satış hacmi ise yıllık yüzde 9.4 azaldı, aylık yüzde 4 arttı. TÜİK verilerine göre, sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplamında ciro endeksi haziranda yıllık yüzde 25.8 artarken, aylık yüzde 0.3 azalış gösterdi.

"2026'YI YÜZDE 3 CİVARI BÜYÜME İLE KAPAMA İHTİMALİ YÜKSEK"

Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Demirhan, 2026 yılının ilk altı ayında sanayi üretiminin, geçen yılın aynı dönemine göre yalnızca yüzde 0.58 oranında sınırlı bir artış gösterdiğini vurgulayarak, bu artışın, sanayi sektöründe belirgin bir büyüme ivmesi oluşmadığına ve üretimin genel olarak yatay bir seyir izlediğine işaret ettiğini kaydetti. Haziran ayı verilerinin de bu görünümü desteklediğini dile getiren Demirhan, açıklamalarına şöyle devam etti:

"Sanayi üretiminde görünümün tersine dönebilmesi için aylık artışların güç kazanması gerekiyor. Ancak sıkı para politikası bunu zorlaştırıyor. Krediye erişimin zorlaşması ve finansman maliyetlerinin yüksekliği sektör üzerindeki baskıyı artırırken, reel olarak değerli TL'nin sektörün rekabet gücünü olumsuz etkilediği de açık. Son olarak yüksek enflasyon eğiliminin sürmesi, para ve kur politikalarının kısa vadede değişmesini olası kılmıyor. Bu nedenle sanayi sektöründeki zayıflığın önümüzdeki dönemde de devam etmesi beklenebilir. Buna rağmen, sanayi sektörünün ikinci çeyrekte ilk çeyreğe göre yıllık bazda kaydettiği büyüme, ikinci çeyrek genel büyüme rakamlarına olumlu yansıyacak. Öte yandan, para ve kur politikalarının büyüme üzerindeki baskılayıcı etkisi ikinci çeyrekte daha çok harcamalar kanalıyla görülebilir. Enflasyondaki düşüşün sınırlı kalması nedeniyle yüksek faiz ortamının süreceğini öngörebiliriz. Buna bağlı olarak 2026 yılının, potansiyelin altında, yaklaşık yüzde 3 civarında bir büyüme oranıyla kapanma ihtimali yüksek."

EN ÇOK BRÜT MEVDUAT FAİZİ KAZANDIRDI

Geçen hafta finansal yatırım araçlarının reel getiri oranları da açıklandı. TÜİK verilerine göre temmuzda aylık en yüksek reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 1.55, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 1.29 oranlarıyla brüt mevduat faizinde gerçekleşti. Brüt mevduat faizi üç aylık ve altı aylık değerlendirmede de yatırımcısına en çok kazandıran finansal yatırım aracı oldu. Yıllık değerlendirmede yatırımcısına en çok kazandıran finansal yatırım aracı olan külçe altın ise, aylık, üç aylık ve altı aylık değerlendirmelerde yatırımcısına en çok kaybettiren finansal yatırım aracı olarak dikkat çekti.

TÜİK verilerini değerlendiren 3. Göz Danışmanlık CEO'su Hikmet Baydar, dolar ve euronun yatırım aracı olmadığının altını çizerek, verinin kapsadığı enstrümanların yeniden belirlenmesi gerektiğini söyledi. Baydar, "Para piyasası fonu, değişken fonlar TÜFE+tahviller vb finansal enstrüman olup bu detaylar maalesef tabloda yok. Tabloda yer alan mevcutlara baktığımızda yıllık bazda getiri şampiyonu olan külçe altının altı ay ve daha kısa vadede en çok kaybettiren olduğunu görüyoruz. Bu durum altının ne kadar spekülatif bir araç haline geldiğini bize gösteriyor. Mevduatın, enflasyonun üzerinde getiri getirmesi sıkı para politikasının bir sonucu, Enflasyon düşerken reel getiriyi koruyacak şekilde gevşeyecek olsa da, reel anlamda getiride en iyiler arasında olmaya devam edebilir" diye konuştu.

İHRACAT PAZARLARINDA İYİLEŞME

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İhracat Pazarları İklim Endeksi temmuzda 52.2'ye yükselerek ihracat pazarlarında talep koşullarının ılımlı şekilde iyileştiğine işaret etti. Bu, aynı zamanda son sekiz ayın en belirgin iyileşmesi oldu. Böylece ihracat pazarları iklimi Ocak 2024'ten bu yana kesintisiz olarak güçlendi. Temmuzda Türk imalat sektörünün en büyük 10 ihracat pazarından sekizinde ekonomik aktivite arttı, yalnızca Fransa ve Polonya'da ekonomik aktivite geriledi.

Geçen hafta dış ticaret endeksleri de açıklandı. TÜİK verilerine göre, haziranda yıllık bazda ihracat birim değer endeksi yüzde 12.6, ihracat miktar endeksi yüzde 8.1 artarken, ithalat birim değer endeksi yüzde 12.9, ithalat miktar endeksi yüzde 9 artış gösterdi. İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve 2025 yılı Haziran ayında 90.3 olarak elde edilen dış ticaret haddi, 2026 Haziran'da 0.2 puan azalarak 90.1 oldu.

"DIŞ TİCARET AÇIĞINDAKİ ARTIŞ EĞİLİMİ SÜRER"

Prof. Dr. Erdal Demirhan, TÜİK tarafından yayınlanan Haziran ayı verilerinin dış ticaret açığında bir artışa, ihracatın ithalatı karşılama oranında da bir düşüşe işaret ettiğini hatırlatarak, bu görünümün dış ticaret endeksleriyle de somut biçimde doğrulandığını dile getirdi. Demirhan, "İthalat birim değer endeksi yıllık bazda yüzde 12.9 artarken, ihracat birim değer endeksindeki artış yüzde 12.6'da kaldı. Miktar tarafında ise fark daha belirgin halde zira ithalat miktar endeksi yüzde 9 yükselirken ihracat miktar endeksindeki artış yüzde 8.1'de kaldı. Diğer bir ifadeyle, ithalat hem fiyat hem de miktar kanalıyla ihracatın önüne geçmiş. Bu da dış ticaret açığındaki bozulmanın yalnızca konjonktürel değil, hem talep hem fiyat cephesinde eş zamanlı işleyen yapısal bir baskıdan kaynaklandığını gösteriyor.

Bu tablonun arkasındaki nedenler büyük ölçüde bilinen etkenlere dayanıyor. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere ihracat pazarlarımızdaki ekonomik faaliyetlerde bir zayıflık söz konusu; bu durum ihracat talebi üzerinde baskı oluşturuyor. Jeopolitik risklerin azalma eğiliminde olmasına rağmen hala devam ediyor olması da ihracatı olumsuz etkileyen bir başka etken. Bunlara ek olarak, ihracatçı sektörlerin kur baskısıyla karşı karşıya kalması ve değerli TL'nin rekabeti bozucu etkisi, dış ticaret dengesi açısından olumsuz gelişmeler olarak öne çıkıyor. Nitekim ithalat birim değerlerinin ihracata kıyasla daha hızlı artması da bu rekabet kaybının fiyat endeksleri üzerinden gözlemlenebilir bir yansıması olarak okunabilir.

Bütün bu gelişmeler, yılın geri kalanında dış ticaret açığındaki artış eğiliminin süreceğine işaret ediyor. Önümüzdeki dönemde savaşın sönümlenmesi ile Avrupa ve ABD tarafındaki para politikalarının dış ticaret dengesi üzerinde kısmi olumlu etkileri olabilir. Ancak Türkiye'de uygulanan para ve kur politikalarının bu olumlu etkileri nötralize edebileceğinin altını çizmek gerekir. Nitekim Haziran ayı endeks verilerinin ortaya koyduğu tablo, bu kırılganlığın halihazırda somutlaştığını ve dış ticaret dengesindeki bozulmanın önümüzdeki aylarda da sürme riskinin yüksek olduğunu teyit ediyor" diye konuştu.

TEMMUZDA 123 BİN 603 KONUT SATILDI

Geçen hafta Temmuz ayı konut ve iş yeri satış istatistikleri de açıklandı. TÜİK verilerine göre, Türkiye genelinde temmuzda yıllık yüzde 17 azalışla 123 bin 603, yılın ilk yedi ayında yüzde 5.5 azalışla 823 bin 119 konut satışı yapıldı. İş yeri satışı ise temmuzda yıllık yüzde 4.1 azalışla 16 bin 733, ocak-temmuz döneminde yüzde 5.1 azalışla 102 bin 261 düzeyinde gerçekleşti.

İlk el konut satış sayısı temmuzda yıllık yüzde 8.6 azalarak 42 bin 529, ikinci el konut satışları ise yıllık yüzde 20.8 azalarak 81 bin 74 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışlarının payı yüzde 34.4 olarak gerçekleşti.

İpotekli konut satışları temmuzda yıllık yüzde 23.7 artarak 23 bin 888, diğer konut satışları ise yıllık yüzde 23.1 azalarak 99 bin 715 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 19.3 olarak gerçekleşti. Ocak-temmuz döneminde ilk el satışlar yıllık yüzde 0.8 azalışla 264 bin 16, ikinci el satışlar yüzde 7.5 azalışla 559 bin 103 olurken, bu dönemde ipotekli satışlar yıllık yüzde 30.9 artışla 166 bin 682'ye yükseldi.

Yabancılara yapılan konut satışları temmuzda yıllık yüzde 1.9 artarak 2 bin 120, ocak-temmuz döneminde yıllık yüzde 7.3 azalarak 11 bin 203 oldu.

Hande ŞEKERCİ / İş Portföy Başekonomisti

"TCMB, bir hafta vadeli repo ihalelerini eylülde açabilir"

Yılın üçüncü enflasyon raporunda yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 26'dan yüzde 28'e güncellenmesinde gıda ve enerji fiyatları rol oynadı ve bu unsurlar para politikasının etki alanı dışında olarak değerlendirildi. 2027 ve 2028 yıl sonu ara hedefleri önceki seviyelerde korundu ancak bu hedeflerin OVP sürecinde gözden geçirileceği not edildi. Yurt içi talepte zayıflamaya yapılan vurgu, enflasyon tahminlerindeki yukarı yönlü revizyonun para politikasının kontrol alanı dışındaki unsurlardan kaynaklandığının belirtilmesi ve hane halkı enflasyon beklentilerindeki gerilemeye dikkat çekilmesi toplantının güvercin yönleri olarak sayılabilir. Fonlama kompozisyonunda normalleşmenin zamanlaması veya nasıl yapılacağına yönelik sorumuza ise Merkez Bankası Başkanı "temel politika aracımızı kullanmayı planlıyoruz, bununla birlikte belirsizliğin sürekli gündeme gelmesiyle şu anda mevcut duruşumuzu koruma kararı verdik" şeklinde yanıt verdi. Buna dayanarak TCMB'nin bir hafta vadeli repo ihalelerini eylül ayı başında veya PPK'nın ardından açabileceğini değerlendiriyoruz.

Prof. Dr. Erdal DEMİRHAN / Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi

"Dezenflasyon programının sürdürülebilirliği giderek zorlaşıyor"

Öncelikle belirtmek gerekir ki, enflasyon tahminlerindeki güncellemeler para politikası tasarımının doğal bir parçası olmakla birlikte, sık yapılan güncellemeler enflasyon beklentilerini bozucu bir etki yaratabiliyor. Nitekim yüksek enflasyon beklentilerinin zaten yüksek olduğu mevcut ortamda, bu güncellemenin beklentiler kanalını olumsuz etkilemesi muhtemel görünüyor. Bu durumu daha da belirginleştiren bir diğer husus, ara hedefin yüzde 24'te sabit tutulması nedeniyle tahmin-hedef makasının açılmış olmasıdır. Söz konusu makasın açılması, para politikasının etkinliğini azaltan bir unsur olarak öne çıkıyor. Buna ek olarak, gelecek yıla ilişkin enflasyon tahmininin yüzde 15'te korunması da, ilerleyen dönemlerde bir revizyon ihtiyacının doğabileceğine işaret ediyor.

İletişim politikası açısından bakıldığında ise, enflasyon raporu sunumunun 10 Eylül'deki para politikası kurulu toplantısına giderken bir hafta vadeli repoya dönülebileceğine dair bir beklenti oluşturması dikkat çekici. Enflasyon tahminleri yukarı yönlü güncellenirken bu tür bir beklentinin ortaya çıkması, beklentileri bozucu bir etki yaratma riski taşıyor. Bununla birlikte, sunumda enflasyon beklentilerindeki yüksekliğin arkasında sadece gerçekleşmiş enflasyona vurgu yapılması diğer değişkenlere dair somut mesajların tam olarak verilmediği görülüyor. Oysa bu tür mesajların enflasyon beklentilerinin yönetimi açısından önemli olduğunun altını çizmekte fayda var. Sonuç olarak son enflasyon raporu üç yıldır uygulanan dezenflasyon programının sürdürülebilirliğinin giderek zorlaştığına işaret etmekte.

Hikmet BAYDAR / 3. Göz Danışmanlık CEO'su

"TCMB piyasa beklentilerine yaklaşıyor"

2026 yılı sonu enflasyon tahminini yüzde 28 olarak yukarı yönlü güncelleyen TCMB, piyasa beklentisine yaklaşıyor. Ancak bu durum daha fazla sıkı para politikası uygulanmayabileceğini de gösteriyor. Açıklamalar, petrol fiyatlarındaki oynaklığa dikkat çekiyor. Ancak petrol fiyatları yatay seyirde dalgalanıyor. Birebir fiyat yansıması olsa ciddi bir enflasyon baskısı yaratması söz konusu değil.

2026 yıl sonu tahmininde yapılan 2 puan güncellemede motorin, doğal gaz ve enerji dışı emtia fiyatlarındaki görünüm etkili oldu. Karahan, "Eşel mobil uygulamasına yönelik düzenlemelerin etkisini de tahminlerimize yansıttık" cümlesiyle enflasyondaki revizyonun kaynağını da ifade etti. Detaylı olmasa da içerideki fiyatlama mekanizmasının enflasyon hedefini yukarı yönde revize etmelerine neden olduğunu da belirtmiş. "Akaryakıt fiyatlarındaki artışın etkileriyle ulaştırma hizmetlerinin ilk yedi aydaki fiyat artışları güçlü oldu. Ayrıca, son dönemde haberleşme hizmetleri enflasyonunda da bir güçlenme gözlüyoruz" cümlesi içerideki akaryakıt fiyat düzenlemelerinin etkisini yansıtıyor.

Tonguç ERBAŞ / Ahlatcı Holding Strateji Direktörü

"TCMB, talep koşullarının dezenflasyonist yönde çalışmasını bekliyor"

Enflasyon raporunda en kritik mesaj, tahminin yüzde 28'e çıkarılmasına rağmen yüzde 24 ara hedefin korunması oldu. TCMB'nin 2025'te benimsediği iletişim çerçevesi düşünüldüğünde ara hedef politika duruşunun çıpası, tahmin ise mevcut bilgi seti altında beklenen yıl sonu gerçekleşmesi olarak okunmalı. Bu nedenle yüzde 28 tahminini doğrudan "TCMB yüzde 24 hedefinden vazgeçti" şeklinde okumak doğru değil. Tersine, TCMB mevcut şoklara rağmen para politikasını yüzde 24 ara hedefle uyumlu dezenflasyon patikasında tutmayı amaçladığını ifade ediyor. TCMB'nin 2026 yılı enflasyon tahmini ile ara hedefi arasındaki 4 puanlık fark, önümüzdeki PPK iletişiminin en kritik unsurlarından biri. 2026 gıda enflasyonu varsayımı yüzde 26.3'ten yüzde 28.5'e yükselirken ortalama petrol fiyatı varsayımı 89.4 dolardan 87.8 dolara indirildi. Bu, tahmin revizyonunun yalnızca enerji fiyatına bağlanamayacağını gösteriyor. TCMB talep koşullarında belirgin soğuma gördüğünü ve yılın geri kalanında talebin dezenflasyonist katkısının sürmesini beklediğini vurguladı. Bankanın vurgusu; iç talepte soğuma, kredi büyümesinde yavaşlama ve hizmetlerde azalan katılığın dezenflasyona yeniden güç kazandıracağı yönünde. TCMB yılın geri kalanında da talep koşullarının dezenflasyonist yönde çalışmasını bekliyor. Bu nokta para politikası açısından kritik. Eğer tahmin revizyonu güçlü talep ve yeniden ısınan ekonomi nedeniyle yapılmış olsaydı faiz patikası açısından daha şahin bir sonuç doğururdu. Ancak TCMB'nin mevcut okumasında yukarı revizyonun önemli kısmı arz ve maliyet tarafındaki unsurlardan geliyor; iç talep ise enflasyonu aşağı çeken bir kuvvet olarak tanımlanıyor. Piyasa açısından bundan sonraki kritik soru "TCMB faiz indirecek mi?" değil, "enflasyon ana eğilimi ve talep koşulları ne kadar hızlı faiz indirimine izin verecek?" sorusudur.

BİZE ULAŞIN