HÜLYA GENÇ SERTKAYA/ Büyümenin öncü göstergelerinden sanayi üretimi şubatta aylık yüzde 2.6, yıllık yüzde 2.2 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, şubatta aylık bazda madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi yüzde 0.4, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 3.3 arttı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 3.6 azaldı. Yıllık bazda ise madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi yüzde 4.1, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 2.4 arttı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2.2 azaldı. Şubatta sanayi üretimi sermaye malında aylık yüzde 6.4, yıllık yüzde 12.8, ara malında aylık yüzde 2.3, yılık yüzde 2.6 artış gösterdi. Şubatta yüksek teknoloji üretimi aylık yüzde 0.2 gerilerken, yıllık yüzde 30.6 arttı. Ocakta sanayi üretimi aylık bazda yüzde 2.9, yıllık bazda yüzde 1.9 oranında gerilemişti.
Sanayi üretim verilerini değerlendiren İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi, stratejik ekonomi danışmanı Prof. Dr. Sinan Alçın, sanayi üretiminde kısa dönemli dalgalanmalardan ziyade, orta ve uzun dönemli olarak üretim içerisindeki teknoloji ağırlığına bakmak gerektiğini söylüyor. Son yıllarda savunma sanayii çekişli teknoloji yoğunluğunun diğer alt sektörlere yayılması için kümelenme stratejilerinin güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Alçın, "İlk iki aylık sanayi üretimi verileri Dünya Bankası büyüme tahminiyle uyumlu ancak İran Savaşı'nın etkilerini mart ayı ile birlikte gözlemleme şansımız olacak" dedi.
DÜNYA BANKASI BÜYÜME TAHMİNLERİNİ DÜŞÜRDÜ
Dünya Bankası, yükselen enerji maliyetlerinin tüketim artışını sınırlaması ve belirsizliğin yatırımları etkilemesiyle Avrupa ve Orta Asya ekonomisine dair büyüme tahminini bu yıl için yüzde 2.2'den yüzde 2.1'e çekerken, Türkiye ekonomisi için 2026 ve 2027 büyüme beklentilerini de düşürdü. Dünya Bankası'nın Avrupa ve Merkez Asya ekonomilerine ilişkin görünüm raporunda Türkiye için 2026 büyüme tahmini yüzde 3.7'den yüzde 2.8'e, 2027 büyüme tahmini de yüzde 4.4'ten yüzde 3.7'ye revize edildi. Uluslararası Para Fonu (IMF) da küresel ekonomik büyüme tahmininde aşağı yönlü revizyonun sinyalini verdi.
Orta Vadeli Program'da (OVP) Türkiye ekonomisinin 2026 yılında yüzde 3.8 büyümesi hedefleniyordu.
MARTTA EN YÜKSEK REEL GETİRİ FAİZDE
Mart ayında aylık en yüksek reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 0.72, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 1.08 oranlarıyla mevduat faizinde (brüt) gerçekleşti.
TÜİK verilerine göre, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından, dolar yüzde 1.14, euro yüzde 3.37, devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) yüzde 3.87, külçe altın yüzde 5.01 ve BIST 100 endeksi yüzde 8,77 oranlarında, TÜFE ile indirgendiğinde ise dolar yüzde 0.79, euro yüzde 3.03, DİBS yüzde 3.53, külçe altın yüzde 4.68 ve BIST 100 endeksi yüzde 8.45 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.
3 aylık, 6 aylık ve yıllık değerlendirmede ise külçe altın yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu.
İHRACAT BEKLENTİSİNDE İBRE ARTIŞ YÖNÜNDE
Geçen hafta dış ticarete ilişkin bazı veriler de açıklandı. Bunlardan biri, Ticaret Bakanlığı tarafından üçer aylık dönemler halinde yayımlanan dış ticaret beklenti anketi. Söz konusu anket, dış ticarete yön veren firmaların yakın geçmişe ve mevcut duruma ilişkin değerlendirmeleri ile gelecek döneme yönelik beklentilerini yansıtıyor. 2026 yılı 2. çeyrek ihracat beklenti endeksi bir önceki çeyreğe göre 10.1 puan azalarak 99.1 oldu. Endekslerin 100'den büyük olması beklentilerin artış yönünde (iyimser), 100'den küçük olması beklentilerin azalış yönünde (kötümser) olduğunu gösteriyor.
İhracat beklenti endeksine dahil edilen soruların yayılma endekslerine göre; gelecek 3 aya ilişkin ihracat beklentisi, ihracat sipariş beklentisi ve son 3 aydaki ihracat sipariş düzeyi bir önceki çeyreğe göre endeksi azalış yönünde etkilerken, şu anda kayıtlı ihracat sipariş düzeyine yönelik değerlendirmeler bir önceki çeyreğe göre endekse artış yönünde yansıdı.
2026 yılı 2. çeyrek ithalat beklenti endeksi, bir önceki çeyreğe göre 4.4 puan azalarak 104.9 oldu. İthalat beklenti endeksine dahil edilen soruların yayılma endekslerine göre; gelecek 3 aya ilişkin ithalat beklentisi, şu anda kayıtlı ithalat sipariş düzeyi ve son 3 aydaki ithalat sipariş düzeyine yönelik değerlendirmeler bir önceki çeyreğe göre endeksi azalış yönünde etkilerken, gelecek 3 aya ilişkin birim fiyatı beklentisi bir önceki çeyreğe göre endekse artış yönünde yansıdı.
İHRACAT PAZARLARINDA İYİLEŞME SÜRÜYOR
İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat Sektörü İhracat Pazarları İklim Endeksi mart ayında 50.3 olarak gerçekleşti ve ihracat pazarlarındaki talep koşullarında üst üste 27'nci kez iyileşmeye işaret etti. Bununla birlikte, endeksin şubattaki 52.1 seviyesinden gerilemesi, ihracat pazarları iklimindeki iyileşmenin oldukça sınırlı kaldığına ve mevcut güçlenme sürecinin en düşük oranında gerçekleştiğine işaret etti. Türk imalat sanayi ihracatında yaklaşık yüzde 6 paya sahip olan ABD'de üretim artışı zayıflamayı sürdürdü. En büyük ihracat pazarı olan Almanya'da büyüme ivme kaybederek ılımlı seyretti. Birleşik Krallık'ta ise ekonomik aktivite üst üste beş aylık büyümenin ardından genel olarak yatay seyretti. İtalya'da üretim son 14 ayda ilk kez gerilerken, Fransa ve Romanya'da düşüşler devam etti. Rusya'da ise üretim iki aylık büyümenin ardından hafif geriledi. Orta Doğu'daki savaş BAE'de büyümenin yavaşlamasına yol açarken, Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar ve Lübnan'da da üretimin azaldığı görüldü.
Geçen hafta şubat ayı dış ticaret endeksleri de açıklandı. TÜİK verilerine göre, şubatta yıllık bazda ihracat birim değer endeksi yüzde 12.7 arttı, ihracat miktar endeksi yüzde 10.1 azalırken, ithalat birim değer endeksi yüzde 5 arttı, ithalat miktar endeksi yüzde 1.3 geriledi. İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve 2025 Şubat'ta 86.4 olarak elde edilmiş olan dış ticaret haddi, 2026 Şubat'ta 3 puan artarak 92.7 oldu.
"ÜRETİCİ VE TÜKETİCİ ENFLASYONLARI ARASINDA AYRIŞMA OLABİLİR"
Şimdi de TCMB'nin geçen hafta açıkladığı mart ayı fiyat gelişmeleri raporuna bir göz atalım. TCMB raporda, eşel mobil mekanizmasının tüketici fiyatları üzerinde sınırlayıcı bir etki oluştururken, vergi dışı derlenen üretici fiyatlarının küresel gelişmelerden daha fazla etkilendiğini vurguladı. TCMB, bu nedenle önümüzdeki dönemde üretici ve tüketici enflasyonları arasında bir ayrışma gözlenmesinin söz konusu olabileceğine dikkat çekti. Rapora göre, tüketici fiyatları mart ayında yüzde 1.94 oranında artarken, yıllık enflasyon 0.66 puan azalışla yüzde 30.87 seviyesinde gerçekleşti. Mart ayında tüketici enflasyonunda, jeopolitik gelişmelere bağlı olarak enerji fiyatları ve bunun ulaştırma hizmetlerine olan yansımaları öne çıktı. Bu dönemde, enerji fiyatları ham petrol fiyatlarındaki gelişmelere istinaden akaryakıt fiyatları öncülüğünde yüzde 4.75 oranında artarken, eşel mobil uygulaması uluslararası enerji fiyat gelişmelerinin enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladı. Enerji dışı aylık tüketici enflasyonu ise yüzde 1.74 ile daha sınırlı bir oranda gerçekleşti. Yılın ilk iki ayında gıda enflasyonunda gözlenen yüksek seyir mart ayında hız kesti. Temel mal enflasyonu dayanıklı tüketim mallarındaki görünümün de etkisiyle düşük seyrini sürdürdü. Diğer taraftan, mevsimsel etkilerden arındırıldığında, aylık hizmet enflasyonu jeopolitik gelişmelerle güçlenen ulaştırma fiyatları kaynaklı olarak yüksek seyrini korudu. Yurt içi üretici fiyatları mart ayında yüzde 2.30 artışla yüksek seyretmeye devam etti ve yıllık üretici enflasyonu 0.52 puanlık artışla yüzde 28.08 oldu.
İNŞAAT MALİYET ENDEKSİ AYLIK YÜZDE 1.51 ARTIŞ GÖSTERDİ
İnşaat maliyet endeksi, şubat ayında aylık yüzde 1.51, yıllık yüzde 25.72 artış gösterdi. TÜİK verilerine göre, aylık bazda malzeme endeksi yüzde 2.33, işçilik endeksi yüzde 0.20 arttı. Yıllık bazda ise malzeme endeksinde yüzde 23.73, işçilik endeksinde yüzde 29.12 artış yaşandı.
Bina inşaatı maliyet endeksi yıllık yüzde 25.72, aylık yüzde 1.25, bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 25.72, aylık yüzde 2.36 artış gösterdi.
Prof, Dr. Ersan ÖZ / Pamukkale Üniversitesi Rektör Yardımcısı
"Savaşın uzaması halinde büyüme negatif etkilenecek"
IMF Başkanı Kristalina Georgieva, Orta Doğu'daki savaşın küresel ekonomide geri dönülemez bir hasar bıraktığını belirterek, bu hafta açıklanacak küresel ekonomik tahminlerin aşağı yönlü revize edileceğini ifade etti. Çünkü Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ve bazı Orta Doğu ülkelerinin zarar gördüğü enerji altyapı noktaları nedeniyle petrol-doğalgaz yani enerji arzı ciddi şekilde yara aldı. 3-5 yıl toparlanması zor olacak. Bu da dünya ekonomilerinde stagflasyon riskine zemin hazırlıyor. Orta Doğu'da devam eden çatışmaların enerji arzında tarihin en büyük kırılmalarından birine yol açtığını vurgulayan Georgieva, dünya ekonomisinin yeni bir stagflasyon (düşük büyüme ve yüksek enflasyon) döngüsüne girdiğini ifade etti. Savaş öncesinde 2026 ve 2027 yılları için büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize etmeyi planlayan IMF, hem enerji arzının negatif etkilenmesi hem tedarik zincirinin bozulması gibi çatışmaların yol açtığı etkilerle tahminlerini değiştiriyor. Türkiye Ekonomisi 2025 yılında yüzde 3.6 büyüme kaydetti. 2026 yılı için Dünya Bankası, Türkiye ekonomisinin yüzde 2.8 büyüyeceğini öngörüyor. 2027 için ise büyüme tahmini yüzde 3.7'ye çekildi. Savaş ve diğer uluslararası gerilimler bu tahminlerin aşağı yönlü revize edileceğini gösteriyor. Savaş senaryoları olmadığı ortamda ilk çeyrekte yüzde 3 büyümesi beklenen Türkiye ekonomisi için gerçekleşmelerin ne olacağını izleyip göreceğiz. İlk çeyreğe çarpıcı yansımalar olmasa da, savaşın uzaması halinde büyümenin negatif etkileneceğini söylemek yanlış olmayacaktır.
Dinçer KURT / Ahlatcı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı
"Kısa vadede savunmacı duruş öne çıktı"
Mart verileri, kısa vadede savunmacı duruşun öne çıktığını gösteriyor. TÜİK verilerine göre aylık bazda reel getiride pozitif tarafta kalan tek yatırım aracı brüt mevduat olurken, BIST 100, DİBS, altın ve döviz cephesinde kayıplar izlendi. Buna karşılık üç, altı ve yıllık vadede külçe altının liderliğini koruması, jeopolitik gelişmeler öncesinde başta Fed olmak üzere birçok merkez bankasının faiz indirimi patikasına yönelmesiyle altın fiyatlarında görülen güçlü yükselişin yansıması oldu.
Kısa vadede petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon beklentilerini yukarı çekmesi nedeniyle TCMB'nin faiz indirim sürecinde temkinli kalmaya devam etmesini, gerektiğinde ek sıkılaşma alanını açık tutmasını bekliyorum. Bu görünüm mevduat faizlerinde yukarı yönlü eğilimi desteklese de, enflasyondaki olası hızlanma nedeniyle reel getirinin sınırlı kalabileceğini düşünüyorum. Altın tarafında ise jeopolitik risklere rağmen, yükselen enflasyon beklentileri ve faiz patikasına ilişkin belirsizlik nedeniyle kısa vadede dalgalı ve yatay bir seyir öne çıkabilir. Gerginliklerin sürdüğü senaryoda gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahının zayıf kalması, DİBS ve hisse senedi piyasalarına yabancı girişini sınırlayabilir. Borsa İstanbul'un mevcut seviyelerinin temel dinamiklere göre daha düşük kaldığını düşünsem de, kalıcı bir toparlanma için jeopolitik tansiyonun düşmesi kritik olacaktır. Uzun vadede ise gerilimlerin azalması, enerji fiyatlarının normalize olması ve petrolün daha dengeli seviyelere geri çekilmesi halinde hem küresel merkez bankalarının hem de TCMB'nin yeniden faiz indirim patikasına yönelmesi mümkün olabilir. Böyle bir senaryoda mevduatın cazibesi kademeli olarak azalırken, altın orta vadede yeniden destek bulabilir. Daha önemlisi, risk iştahındaki toparlanmayla birlikte Borsa İstanbul ve DİBS tarafında yabancı ilgisinin yeniden güçleneceğini ve özellikler Borsa İstanbul tarafında ciddi yükselişler yaşayabileceğimizi düşünüyorum.
Dr. Cahit SÖNMEZ / TOBB ETÜ Öğretim Üyesi
"Sanayi üretiminde dalgalı ve kırılgan bir seyir beklenebilir"
Son açıklanan enflasyon verilerine göre, savaşın etkisiyle martta Yİ-ÜFE'deki artış dikkat çekiyor. Bu da maliyet tarafından enflasyona baskı anlamına geliyor. Ancak ÜFE'nin çoğunlukla dış şoklara bağlı bir artış olduğu ve en önemlisi talebin zayıf olduğu bir sürece denk gelmesi doğal olarak maliyet artışının TÜFE'yi ve dezenflasyonu olumsuz etkilemesi bu aşamada sınırlı olacaktır. Ancak İran ABD savaşının uzaması ve genişlemesi tabi ki olumsuz etkinin belirgin şekilde TÜFE'yi yukarı çekmesi ve dezenflasyon sürecinin sekteye uğraması kaçınılmaz olur. İhracatta toparlanma çok zayıf. İhracat beklenti endeksi yükselse de hala iyimserlik eşiğinin altında. Bunun yanı sıra ithalat tarafı ise daha güçlü görünüyor. İthalat beklenti endeksindeki artış ve gerçekleşen dış ticaret verileri, önümüzdeki dönemde ithalatın ihracata göre daha dirençli kalabileceğini düşündürüyor. Bu da dış ticaret açığı üzerindeki baskının sürebileceği anlamına geliyor. Genel olarak önümüzdeki dönemde dış ticarette kırılgan bir görünüm bekleniyor. Şubat ayı sanayi üretimi verisi, yıllık bazda yüzde 2,2 artışla sanayide tamamen bozulma olmadığını, ancak toparlanmanın da henüz çok güçlü olmadığını gösteriyor. Buna karşılık Mart ayında İSO Türkiye İmalat PMI'ın 47.9'a gerilemesi, ilk çeyreğin sonunda üretim, siparişler ve ihracat tarafında yeniden zayıflama sinyali veriyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde sanayi üretiminde güçlü bir ivmelenmeden çok, dalgalı ve kırılgan bir seyir beklenebilir. Öncü veriler ilk çeyrek büyümesinin pozitifte kalabileceğini, ancak büyümenin potansiyelin altında ve zayıf tempoda gerçekleştiğini açıkça ortaya koyuyor.