İDİL TARAKLI/ Piyasalar geçen haftaya ABD ve İran arasında karşılıklı tehditlerin devamı ve yine karşılıklı olarak kabul edilmesi çok da mümkün gözükmeyen şartların öne sürülmesi ile başladı. Jeopolitik gerginlik sürerken petrol fiyatlarının da yüksek seyri dikkat çekti. Hafta ortasında ABD ile İran arasında iki haftalık ateşkes üzerinde anlaşıldığı haberleri küresel piyasalara olumlu yansıdı. Asya borsalarında da benzer şekilde güçlü alımlar görüldü. Petrol fiyatlarında yüzde 20'lere varan düşüşler yaşandı. Ancak ABD ile İran'ın iki haftalık ateşkes üzerinde anlaşması küresel risk iştahını desteklerken, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürmesi ve İran'ın bu nedenle Hürmüz Boğazı'nı yeniden geçişlere kapatması moralleri bozdu. Gelişmelere paralel 88 dolar seviyesine kadar gevşeyen Brent tipi ham petrol fiyatlarının yeniden 95 dolara yöneldiği görüldü. İlerleyen günlerde ABD ve İran arasındaki iki haftalık ateşkes sürecinde bazı aksaklık ve ihlallere karşın piyasa iyimserliğini devam ettirdi. Petrol fiyatlarında ise ateşkes haberi ile 90 doların altına yaşanan ilk hareket hız kesmesine karşın yine de gevşeme eğilimini devam ettirdi.
Borsa İstanbul ise geçen haftaya küresel borsalara görece pozitif ayrışma ile başladı. ABD ile İran arasında iki haftalık ateşkes üzerinde anlaşıldığı haberlerinin etkisi ile Borsa İstanbul'da BİST-100 yüzde 4.8 artış kaydetti. Mart başında savaşın başlamasıyla beraber Borsa İstanbul'da 13.450-13.550 bandında oluşan boşluk bölgesi yukarı yönde aşıldı ve endeksinin yönünü tekrar 14.000 ve üzerine çevirdiği görüldü. Ancak borsa uzmanları bunun kalıcı olarak gerçekleşmesi için ateşkes sürecinin sıkıntısız bir şekilde ilerlemesi ve kalıcı barışa dönüşmesinin önemine dikkat çekiyor. Analistler bu kapsamda Pakistan'da gerçekleşecek ABD-İran müzakerelerinin yakında izlenmesini öneriyor. Piyasa aktörleri ateşkesin bozulmadan devamı ve bu süreçte kalıcı bir barışın sağlanması konusunda temkinli olmak gerektiğini, bu nedenle de riskleri kontrollü şekilde artırmak gerektiği konusunda da yatırımcıları uyarıyor.
Öte yandan sektör temsilcileri petrol fiyatlarının aşağılarda işlem görmesinin BİST-100 için de destekleyici olacağını hatırlatıyor.
Borsa İstanbul haftayı 14.073,79 puandan kapadı.
Ancak borsa uzmanları önceki hafta elektrik ve doğal gaz tarifelerine yapılan zamlar nedeniyle PPK'dan faiz indirim beklentilerinin olumsuz etkilenmesinden de endişe ediyor. Analistler bu noktada geçici barış sonrası iç dinamikleri de göz önünde bulundurarak hisse seçiminde önemli bir kriter olan ve geçen hafta başında Ticaret Bakanlığı'nın 'Dış Ticaret Statüsü' verdiği 20 hissenin uygun seviyelerde portföylere dahil edilmek üzere takip edilebileceğini söylüyor.
"ÖNÜMÜZDEKİ İKİ HAFTALIK SÜREÇ KRİTİK"
Bu hafta (13 Nisan haftası) Trump'ın 8 Nisan ültimatomunun dolmasına saatler kala İran ile iki haftalık karşılıklı ateşkesi kabul ettiğini açıklaması ve Pakistan'ın arabuluculuğunda sağlanan Türkiye ile Mısır'ın 'sessiz diplomasi' trafiğinin de kilit rol oynadığı mutabakat çerçevesinde İran'ın Hürmüz Boğazı'nı 15 günlük süre boyunca güvenli geçişlere açıp, İslamabad'da başlayan (10 Nisan'da) müzakereleri takip edeceğimizi belirten Marbaş Menkul Değerler Araştırma Uzmanı Erdem Yıldız, "Ancak ateşkesin yalnızca iki haftalık olduğunu, Hürmüz Boğazı'nın kalıcı açılması meselesinin hâlâ çözüme kavuşmadığını ve İran'ın 10 maddelik teklifi içinde Nükleer Zenginleştirme Hakkı, yaptırımların kaldırılması ve tazminat gibi ABD için kabul edilmesi güç maddelerin bulunduğunu hatırlatmak isteriz. Fakat sürecin geçmiş akışa kıyasla daha iyimser bir tablo içinde de olduğunu görüyoruz. Bu çerçevede 13-17 Nisan haftasında küresel piyasalarda takip edeceğimiz başlıca gündem maddelerini;
İslamabad Müzakereleri, ABD Mart Ayı TÜFE Verisi (Cuma), ABD bilanço sezonunun başlangıcı başlıkları altında toplayabiliriz.
Yurt içinde ise Mart ayı enflasyonunun devam eden yansıması ve 1Q26 öncü göstergeler trendi belirlemede etkili olacaktır" diyor.
Özetle 13-17 Nisan haftasının küresel tarafta İslamabad müzakerelerinin seyri ve ABD enflasyon verisi, yurt içi tarafta ise ateşkes kaynaklı pozitif ortamın petrol fiyatları kanalıyla TCMB faiz patikası ve cari denge görünümü üzerindeki etkileri ekseninde şekilleneceğini düşünen Yıldız, ateşkesin kalıcı bir barışa dönüşmesi durumunda piyasalarda risk iştahının güçlü bir dalgaya dönüşeceğini, ancak müzakerelerin tıkanması halinde haberlerin tek bir cümleyle bütün pozitif fiyatlamayı geri alabileceğini vurguluyor.
Bu çerçevede Yıldız, önümüzdeki iki haftalık sürecin, özellikle 10 Nisan'da başlayan İslamabad masasından gelecek somut sinyallerin, hem küresel hem de yurt içi piyasaların orta vadeli yönünü belirleyecek kritik bir kavşak olduğunu hatırlatıyor.
"ÜÇ AYRI SENARYODA DEĞERLENDİRİYORUZ"
BİST -100 endeksinin, 18 Şubat'ta gördüğü 14.532 tarihsel zirvesinden savaş etkisiyle sert bir düzeltmeye girdiğini, ardından 12.622 destek bölgesinden tepki vererek 13.000-13.300 bandında dengelenme arayışına girdiğini belirten Yıldız, geride bıraktığımız hafta sonuna damgasını vuran ateşkes haberinin ardından küresel risk iştahında yaşanan toparlanmanın yurt içi piyasalara da olumlu yansıyacağını, ancak ateşkesin yalnızca iki haftalık olması ve İslamabad müzakerelerinin sonucunun belirsizliğini koruması nedeniyle volatilitenin yüksek seyretmeye devam edeceğini düşünüyor. Volatilite sürse de sürecin daha iyimser bir tabloya evrildiğinin de altını çizen Yıldız, şu değerlendirmeyi yapıyor: "Brent petrolün 91 dolar bandına geri çekilmesinin Türkiye gibi enerji ithalatçısı bir ülke için cari denge ve enflasyon kanalı üzerinden doğrudan rahatlatıcı bir gelişme olduğunu söyleyebiliriz. Ancak para politikası tarafında tablonun göründüğü kadar sade olmadığını vurgulamak isteriz. Yabancı kurumların TCMB'nin 22 Nisan PPK toplantısına yönelik beklentilerinde faiz artırım ihtimalini de masada tuttuğunu, bunun temel gerekçesinin ise 27 Şubat - Mart döneminde net rezervlerde çekilme ve jeopolitik riskler kanalıyla artan belirsizlik olduğunu takip etmekteyiz. TCMB'nin Mart toplantısında yayımladığı karar metninde 'enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşunun sıkılaştırılacağı' ifadesini kullanması da kurumun temkinli tarafa eğilim gösterebileceğine işaret ediyor. Bu çerçevede ateşkesin enerji kanalıyla yarattığı rahatlamanın TCMB'yi rahat bir indirim koridoruna sokmayacağını, kurumun en azından önümüzdeki 1-2 toplantıda rezerv ve risk dengesini gözeterek temkinli davranmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Bu makro çerçeveyi göz önünde bulundurarak endeks için uzun vadeli 18.000-19.000 hedefimizi koruduğumuzu ancak gelişmeler doğrultusunda üç ayrı senaryo üzerinden orta vadeli görünümü değerlendirmenin daha doğru olduğunu söyleyebiliriz.
Bu kapsamda iyimser senaryomuz; Bu senaryonun gerçekleşmesi için İslamabad müzakerelerinin başarıyla sonuçlanmasını, iki haftalık ateşkesin kalıcı bir barış anlaşmasına dönüşmesini ve Brent petrolün 80-85 dolar bandına yerleşmesini bekliyoruz. Söz konusu çerçevede TCMB'nin rezerv pozisyonunun yeniden güçlenmesi, cari dengenin enerji faturasındaki düşüşle birlikte iyileşmesi ve faiz indirim döngüsüne yeniden başlamasının mümkün hale gelebileceğini düşünüyoruz. 1Q26 ve 2Q26 bilançolarının özellikle bankacılık, sigorta, savunma ve perakende sektörlerinde güçlü gelmesi durumunda endeksin önce 15.500-16.000 bölgesine, ardından yıl sonuna doğru 17.500-18.000 bandına yol almasını izleyebiliriz. Yabancı yatırımcı girişlerinin hızlanması ve risk priminin sert şekilde gerilemesi senaryosunda 19.000 hedefimize ulaşılmasının mümkün olduğunu düşünüyoruz.
Baz senaryo; Ateşkesin kısmen sürdürüldüğünü, ancak kalıcı bir çözümün netleşmediğini, müzakerelerin uzayarak devam ettiğini ve Brent petrolün 80-100 dolar bandında dalgalı seyrini koruduğunu varsaymaktayız. TCMB'nin rezerv pozisyonunu korumak ve risk yönetimi açısından temkinli davranarak Nisan ve Haziran toplantılarında politika faizini yüzde 37'de sabit tutmaya devam etmesini, faiz indirim döngüsünün ancak yılın ikinci yarısında ihtiyatlı şekilde başlamasını bekliyoruz. Bilanço performansının sektörel ayrışmayla devam ettiği ve jeopolitik haber akışının volatiliteyi canlı tuttuğu bu senaryoda endeksin önümüzdeki 3-6 aylık dönemde 13.500-14.800 bandında dalgalı bir seyir izlemesini, yıl sonuna doğru ise 16.000-17.000 bölgesine doğru kademeli toparlanma kaydetmesini düşünüyoruz.
Kötümser senaryoda ise; İslamabad müzakerelerinin tıkanmasını, iki haftalık ateşkesin uzatılmamasını ve savaşın yeniden tırmanmasını beklemek gerekiyor. Trump'ın İran enerji altyapısına yönelik tehdidini gerçeğe dönüştürmesi, Brent petrolün 120-150 dolar bandına yeniden yerleşmesi ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden kapanması olası bir tablo olarak karşımıza çıkıyor. Bu senaryomuzda aşağı yönlü tahmin belirtmezken risk iştahında daralmanın sürmesi beklenebilir."
ŞİRKET FİNANSALLARINA ÖLÇÜLEBİLİR KATKI
Öte yandan geçici barış sonrası iç dinamikleri de göz önünde bulundurarak hisse seçiminde önemli bir başlığında geçtiğimiz hafta (3- 4 Nisan tarihli) Resim Gazete de yayınlanan karar ile Ticaret Bakanlığı'nın aralarında Arçelik, Tüpraş, Aselsan gibi devlerin bulunduğu 22 büyük şirkete 'Dış Ticaret Statüsü' verdiğini de hatırlatan Yıldız 'Dış Ticaret Sermaye Şirketi' statüsünün yalnızca bir unvan olmadığını, şirketlere somut vergi avantajları, finansman kolaylıkları ve devlet desteklerine öncelikli erişim hakkı sağlayan kapsamlı bir çerçeve sunduğuna dikkat çekiyor.
Yıldız, statünün şirket bilançolarına yansıyacak en güçlü kanalı KDV iade sürecindeki avantajlardan oluştuğunu ifade ederek, bu statüyü alan şirketler ihracattan doğan KDV alacaklarını yalnızca yüzde 4 teminat karşılığında ve gümrük beyannamesinin teyidi beklenmeden nakit olarak tahsil edebilmekte, normal ihracatçı şirketlerde ise teminat oranı yüzde 100 düzeyinde uygulanmakta diyor.
Bu farkın Tüpraş, Arçelik gibi şirketlerde bağlanan teminat tutarının dramatik biçimde düşmesine, kredi limitlerinin korunmasına ve nakit yönetiminin önemli ölçüde rahatlamasına imkân tanıdığını da belirten Yıldız "Finansman maliyeti tarafında ise Türk Eximbank'ın yalnızca bu statüdeki şirketlere doğrudan kullandırdığı Dış Ticaret Şirketleri Kısa Vadeli İhracat Kredisi programı öne çıkıyor. Politika faizinin yüzde 37 olduğu mevcut ortamda piyasa faizlerinin altında finansman imkânı sunarak özellikle borçluluğu yüksek şirketlerin finansman giderlerini hafifletmekte. Buna ek olarak damga vergisi ve harç istisnası, imalatçı olmayan firmaların ihraç kaydıyla yaptıkları teslimlerde tecil-terkin sisteminden yararlanabilmesi ve ihracata yönelik tüm devlet yardımlarına öncelikli erişim hakkı statünün diğer önemli avantajları olarak öne çıkacağını düşünüyoruz. Karar 4 Nisan'da yürürlüğe girdiği için etkilerin 2Q26 bilançolarında sınırlı, 3Q26 ve 4Q26 bilançolarında belirgin, 2027 bilançolarında ise tam yansımayla görülmesini bekliyoruz. Özetle, bu statünün KDV iadesi, finansman maliyeti, vergi istisnaları ve devlet teşvikleri olmak üzere dört kanaldan şirket finansallarına ölçülebilir katkı sağlayacağını ancak bu katkının kademeli biçimde ortaya çıkacağını öngörüyoruz. Söz konusu avantajlar temeli güçlü şirketler için anlamlı bir destek unsuru olmakla birlikte tek başına yeterli bir 'al' gerekçesi oluşturmadığını fakat ek katkı sağlayacağını söyleyebiliriz." değerlemesini yapıyor.
"KARARIN KAZANANLARI ASELSAN, FORD VE TOFAŞ"
Söz konusu karar 22 şirketin tamamını kapsasa da etki büyüklüğünün şirketten şirkete önemli farklılıklar göstereceğini de ifade eden Yıldız, yansıma şiddetini belirleyecek üç temel kriter olarak ihracatın toplam ciro içindeki payını, ihracat pazarlarının savaş bölgelerine uzaklığını, ürünün katma değer seviyesini öne çıkardıklarını söylüyor. "En yüksek etkiyi beklediğimiz şirketler ihracat ağırlığı yüksek ve Avrupa-Kuzey Amerika odaklı oyuncular" diyen Yıldız, Ford Otosan ve Tofaş
Oto Fabrikaları'nın Avrupa pazarına ağırlıklı satışla ihracat gelirlerinin toplam ciroda yüzde 70 üzerinde paya sahip oyuncular olarak doğrudan kazanan tarafta yer aldığını hatırlatıyor. Yıldız konuya yönelik şu değerlendirmeyi yapıyor: "Aselsan 2025 yılında imzaladığı 2 milyar doları aşan ihracat sözleşmelerinin önemli bölümünü Polonya başta olmak üzere Avrupa NATO ülkeleriyle gerçekleştirmiş olup, yüksek katma değerli savunma ihracatındaki sevkiyat hızlanması ve KDV iade avantajı şirket için belirgin bir kazanım sağlayacaktır. Özetle kararın en güçlü etkisinin ihracatı savaş bölgesinden uzak gelişmiş pazarlara yoğunlaşmış, yüksek katma değerli ürün üreten oyuncularda görüleceğini düşünüyoruz. Bu noktada Aselsan, Ford Otosan ve Tofaş Oto Fabrikaları'nı kararın saf kazananları olarak öne çıkarıyoruz."
"GÜÇLÜ TEMELLERE SAHİP ŞİRKETLER İÇİN KATALİZÖR"
Ancak söz konusu hisselerin ihracat avantajı elde etmesi ve bu listede yer almasının portföylere dahil etmek için tek başına yeterli bir gerekçe olmadığının özellikle altını çizen Yıldız bu başlık altında da şu kriterlere dikkat çekiyor:
"Bir şirketin 'Dış Ticaret Sermaye Şirketi' statüsü alması tek başına yatırım kararı için yeterli bir gerekçe oluşturmaz. Söz konusu statünün ancak mevcut güçlü temellere sahip şirketler için bir katalizör olarak değerlendirilmesi gerekir. Zayıf bilançoya sahip bir şirketi yatırım yapılabilir hale getirmediğini düşünüyoruz. Statünün ötesinde dikkat edilmesi gereken temel kriterleri şu şekilde sıralayabiliriz: ihracat cirosunun dolar bazında reel büyüme kaydedip kaydetmediği, FAVÖK marjının ihracat hacmi büyürken korunup genişletilebilmesi, ihracat coğrafyasının çeşitliliği ve savaş bölgesi yoğunluğu, Net Borç/FAVÖK rasyosunun 3x altında seyretmesi, sektör ve global benzerlerine göre değerleme çarpanlarının konumlanması, ürün portföyünün katma değer seviyesi, yönetim kalitesi ve sermaye tahsis disiplini olarak belirtebiliriz."
Yıldız, geçici barış sonrası iç dinamikleri de göz önünde bulundurarak hisse seçiminde önemli bir kriter olan Ticaret Bakanlığı'nın 'Dış Ticaret Statüsü' verdiği Akçansa, Anadolu Isuzu, Arçelik, Aselsan, Balsu Gıda Sanayi, Borusan Birleşik Boru Fabrikaları, Brisa, Çimsa, Ereğli Demir Çelik, Ford Otosan, İskenderun Demir Çelik, İzmir Demir Çelik Sanayi, Jantsa Jant Sanayi, Kocaer Çelik Sanayi, Otokar, Petkim, Sarkuysan, Tofaş Oto Fabrikası, Türk Traktör ve Tüpraş hisselerinin uygun seviyelerde portföylere dahil edilebileceğini söylüyor.
"Üç hisse kriterlere eş zamanlı uyum sağlıyor"
Dış Ticaret Statüsü kapsamında ön plana çıkardıkları hisselerde belirleyici unsurun ihracat coğrafyasının savaş bölgesinden uzaklığı, ürünlerin katma değer seviyesi ve şirketin operasyonel sağlığı olduğunu söyleyen Marbaş Menkul Değerler Araştırma Uzmanı Erdem Yıldız, "Aselsan, Ford Otosan ve Çimsa'yı söz konusu kriterlerin tamamına eş zamanlı uyum sağlayan başlıca oyuncular olarak ilk sırada ele alıyoruz" diyor.
Yıldız, 'Dış Ticaret Statüsü'nün özellikle ön plana çıkaracağını öngördüğü hisselere yönelik ise şu değerlendirmeyi yapıyor:
ASELSAN: Elektronik harp, hava savunma, radar ve modernizasyon sistemleri başta olmak üzere yüksek katma değerli savunma elektroniği üreten şirket, 2025 yılında imzaladığı 2 milyar doları aşan ihracat sözleşmelerinin önemli bölümünü Polonya başta olmak üzere Avrupa NATO ülkeleriyle gerçekleştirmiş olup, savaş bölgesinden tamamen uzak gelişmiş pazarlara yönelimli ihracat profiliyle ön plana çıkıyor.
ÇİMSA: Gri çimento, beyaz çimento ve kalsiyum alüminat çimento gibi yüksek katma değerli ürünler üreten, Mersin fabrikasından 80'e yakın ülkeye ihracat yapan ve İspanya, İrlanda ile ABD'deki üretim tesisleriyle global ölçekte konumlanan tek Türk çimento oyuncusu olarak öne çıkıyor.
FORD OTOSAN: Kocaeli ve Eskişehir tesislerinde Transit, Transit Custom ve Courier başta olmak üzere ticari araç üretimi gerçekleştiren ve toplam ihracatının yüzde 70'inden fazlasını Avrupa pazarına yönelten Türkiye'nin en büyük ihracatçısı konumundaki şirket, kararın doğrudan ve en güçlü faydalananları arasında yer alıyor.
OTOKAR; Zırhlı muharebe araçları, taktik tekerlekli araçlar ve otobüs üreten, Cobra II ile Tulpar gibi savunma ürünlerini NATO ile Körfez ülkelerine ihraç eden bir oyuncu olarak savunma ihracat ivmesinden faydalanacaktır.
ANADOLU ISUZU: Kamyon, midibüs ve otobüs üreten, özellikle Citivolt ve Kendo elektrikli otobüs ailesinin Avrupa şehirlerinde gördüğü talep ile niş bir oyuncu olarak takipte bulundurduğumuz şirket.
EREĞLİ DEMİR ÇELİK: Türkiye'nin en büyük yassı çelik üreticisi olarak Avrupa pazarına yönelik sıcak haddelenmiş ve soğuk haddelenmiş çelik ihracatıyla, BORUSAN BİRLEŞİK BORU çelik boru üretiminde Kuzey Amerika ve Avrupa pazarlarına yönelik enerji boru hattı sevkiyatlarıyla, SASA POLYESTER ise polyester elyaf ve PET şişelik reçine üretiminde yüksek ihracat hacmiyle statünün dolaylı faydalananları arasında yer alacağını düşünüyoruz.
Erdem YILDIZ/ Marbaş Menkul Değerler Araştırma Uzmanı
"Finansallarını 'pozitif' değerlendirdiğimiz Çimsa'da
'AL' tavsiyemizi sürdürüyoruz"
ÇİMSA: 4Q25'de geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla satışları yüzde 2.1 artış gösterirken 12A25 olarak baktığımızda ise yüzde 25'lik yükseliş görüyoruz. Satış hacmine baktığımızda 4Q25'de Türkiye operasyonlarındaki yüzde 0.2'lik yatay seyrin yanında uluslararası operasyonlardaki yüzde 37.3'lik güçlü büyüme dikkat çekiyor. 2025 yılının tamamında konsolide satış hacmi yüzde 26.1 artarken, Türkiye operasyonlarında yüzde 5.6, uluslararası operasyonlarda ise yüzde 54.9 büyüme söz konusu. Mannok hariç baktığımızda ise 2025 yılı organik hacim artışı yüzde 17.4 olarak karşımıza çıkıyor. Mannok konsolidasyonu hacim ve karlılıkta karşımıza çıksa da alternatif yakıt kullanımı da rekabet avantajı yaratıyor. Türkiye fabrikalarında 2025'te yüzde 18, İspanya yüzde 30 ve Mannok'ta yüzde 68 alternatif yakıt oranı elde edilmiş. 2024'de ise bu rakamlar sırasıyla Türkiye yüzde 15, İspanya yüzde 26, Mannok yüzde 60 olarak gerçekleşmiş. 4Q25 finansallarına baktığımızda beklentilere paralel sonuçları 'pozitif' değerlendirdiğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. Gelecek projeksiyonu için Kratos ile katma değerli ürün payının genişlemesi, alternatif yakıt kullanımında artış sonucu maliyet avantajı etkisi, iç tarafta talep yönlü toparlanma, alt yapı üst yapı, kentsel dönüşüm projelerinin sürmesi, Mannok etkisiyle devam eden hacim büyümesi ve ürün fiyatlarındaki iyileşme seyri beklentisinden kaynaklı defansif yapının korunduğunu düşünüyoruz. Çimsa için hedef fiyatımızı 64.4 TL olarak belirlerken 'AL' tavsiyemizi sürdürüyoruz.
GALATA WİND: Galata Wind, 2026 1. çeyrek üretimini 240.111,85 MWh ile geçen yıla göre yüzde 30.12, 2024'e göre ise yüzde 36.77 artırarak güçlü bir performans sergiledi. Mart ayında 54.315,67 MWh üretimle 2025'e kıyasla yüzde 23.20 düşüş olmasına rağmen, 2024 Mart ayına göre yüzde 38.51 artış sağlandı. Şirketin RES'leri yıl boyu düzenli üretim sağlıyor ve bu durum portföyün istikrarını destekliyor. Galata Wind, yurt içi ve yurt dışındaki mevcut RES ve GES santrallerinde kapasite artırımı yaparken, yeni satın almalar ve yurt dışında küçük ve orta ölçekli enerji projeleri geliştirerek kurulu gücünü 2030 yılına kadar 1.089,8 MW'a çıkarmayı hedefliyor. Mayıs-Haziran döneminde PTF'lerin yukarı yönlü hareket edebileceğini varsayarak ve tavan fiyatın 4.500 TL/MWh olarak belirlenmiş olduğunu düşünürsek, yatırımcılar için cazip bir fırsat veriyor. Aktif pay geri alımları hisseye destek sağlarken, sürdürülebilir üretim ve büyüme hedefleri, uzun vadeli yatırımcı ilgisini artırıyor. Hem üretim performansı hem de yatırım stratejileri açısından güçlü bir potansiyel sunan Galata Wing için 53.90 TL hedef fiyatımızı koruyoruz.
IC ENTRA: IC Enterra, 2026 1. çeyrek üretimini 364.771 MWh ile geçen yıla göre yüzde 44.49, 2024'e göre ise yüzde 29.43 artırarak etkileyici bir üretim performansı ortaya koydu. Mart ayında 142.355,52 MWh üretim ile 2025'e kıyasla yüzde 5.29, 2024'e göre ise yüzde 35.96 artış kaydedildi. Bu güçlü artış, yüksek baraj dolulukları ve erken kar erimesi nedeniyle HES'lerden sağlanan yüksek üretimden kaynaklandı. Şirket, yurt içi ve yurt dışındaki hibrit GES yatırımları, depolamalı RES projeleri ve yurt dışındaki rüzgâr enerjisi santralleri ile toplam kurulu gücünü 488 MW'dan 1.199 MW'a çıkarmayı hedefliyor. Mayıs-Haziran döneminde PTF'lerin yukarı yönlü hareket potansiyeli ve 4.500 TL/MWh tavan fiyat, aktif pay geri alımları ile birleştiğinde yatırımcılar için defansif bir yapı sunuyor. Güçlü üretim verileri, sürdürülebilir enerji portföyü ve stratejik büyüme planlarıyla IC Entra için 18.70 TL hedef fiyatımızı koruyoruz.
Kamu bankalarında ve THY'de bayrak değişimi
Kamu bankalarında ve THY'de bayrak değişimi yapıldı. Ziraat Bankası'nda Alparslan Çakar göreve devam ederken, Vakıfbank'ta Abdi Serdar Üstünsalih'in yerine Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan getirildi. Arslan'dan boşalan Halkbank Genel Müdürlüğü koltuğuna da bankanın yönetim kurulu başkanı Süleyman Özdil oturdu.
Kamu bankalarında yönetim kurullarında da değişiklikler oldu. Ziraat Bankası'nda Yönetim Kurulu Başkanı Burhaneddin Tanyeri görevinden ayrıldı. Ziraat Bankası'nda yeni yönetim kurulu üyesi Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak oldu. Vakıfbank'ta yönetimde değişiklik olmadı. Halkbank'ta ise Yönetim Kurulu Başkanlığı'na bankanın yönetim kurulu üyesi Meltem Taylan Aydın getirildi. Halkbank'ta Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Okay Memiş ve Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı Nuray Serdaroğlu Erbil yönetim kurulu üyeliğine getirilen isimler oldu. Vakıf Katılım'da yönetim kurulu üyelerinin göreve devam etmesi kararı alındı.
Türk Hava Yolları'nın (THY) tepe yönetiminde de değişikler oldu. Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanlığı görevine Prof. Dr. Murat Şeker, Genel Müdürlük görevine ise Ahmet Olmuştur getirildi. Şeker, 2008-2013 yılları arasında Dünya Bankası'nın Finansal ve Özel Sektör Gelişimi Başkan Yardımcılığı'nda Ekonomist olarak görev yaptı. 2013-2016 yılları arasında Ziraat Bankası'nda Finansal Kurumlar ve Yatırımcı İlişkileri Bölüm Başkanı olarak çalıştı. Temmuz 2016'da THY Genel Müdür (Mali) Yardımcısı olarak atandı. Mart 2021'den bu yana THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Üyesi olarak görev yapıyordu. Ahmet Olmuştur ise iş hayatına 2000 yılında THY Çağrı Merkezi'nde başladı, ardından THY Gelir Yönetimi Başkanlığı'nda Uçuş Analisti olarak görev aldı. Genel Dağıtım Sistemleri Müdürü, Gelir Yönetimi Müdürü ve Gelir Yönetimi Başkanı olarak görev yaptı. 2014-2023 arasında Pazarlama ve Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı oldu. 2023'ten bu yana Genel Müdür (Ticari) Yardımcısı olarak görev yapıyordu.
Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik'ten rekor üretim
Türkiye Sigorta, 1 Ocak – 31 Mart 2026 döneminde toplam prim üretimini bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 30 artırarak 53.8 milyar TL'ye ulaştırdı. Türkiye Hayat Emeklilik ise hayat branşında yüzde 54 büyümeyle 10.6 milyar TL prim üretimi elde ederken, BES ve OKS'de devlet katkısı dahil fon büyüklüğünü yüzde 67 artırarak 525.1 milyar TL'ye çıkardı.
Türkiye Sigorta Genel Müdürü Taha Çakmak; "Enflasyonla mücadele ve erişilebilir sigortacılık vizyonumuz doğrultusunda yılın ilk çeyreğinde bireysel kasko ve sağlık sigortalarımızda fiyat artışına gitmeden müşteri deneyimini önceleyen ihtiyaca uygun ürünlerimizle güçlü bir büyüme kaydettik. Mart ayında sigorta enflasyonu binde 2 seviyesinde gerçekleşirken, sağlık sigortalarında yüzde -5 ile enflasyon düşüşü yaşanırken, taşımacılık (kasko ve zorunlu trafik) branşında ise binde 5 seviyesinde sınırlı bir artış gerçekleşti. Sektörümüzün lideri olarak 2026 yılının ilk çeyreğinde sağlık ve bireysel kasko ürünlerimizde 2025 yılı fiyatlarıyla devam ederek tüketicilerimizin yanında yer aldık. Bu yaklaşımımızla sağlık branşında 5.7 milyar TL, kasko branşında yüzde 36 büyüme ile 5.3 milyar TL prim üretimine ulaştık. Enflasyonla mücadele kapsamında özellikle bireysel sağlık ve kasko ürünlerimizde fiyat artışına gitmeden sektörümüzde öncü rol oynayarak teknik kârlılıkta başarılı bir performansa imza attık." dedi.
Türkiye Sigorta 2026 yılının ilk çeyreğinde branş bazında en yüksek artışı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 68 büyüme ve 21.1 milyar TL'yi aşan prim üretimiyle genel zararlar branşında kaydetti. Tarım branşında yüzde 69 büyüme ile 18 milyar TL, yangın ve doğal afet branşında yüzde 21 büyüme ile 12.4 milyar TL'yi aşan prim üretimine ulaşıldı.
Türkiye Hayat Emeklilik BES'teki liderliğini 2026 yılının ilk çeyreğinde de sürdürürken, hayat prim üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 54 büyümeyle 10.6 milyar TL'ye ulaştı.
BES'e olan ilginin artmaya devam ettiğini belirten Çakmak; "2026 yılı ilk çeyreğinde Gönüllü BES ve OKS fon büyüklüğünde devlet katkısı dahil olmak üzere bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 67 oranında bir büyüme ile 525.1 milyar TL'ye ulaşarak liderliğimizi daha da güçlendirdik." dedi.
Kuzu Grup'un tek sahibi Özen Kuzu
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Kuzu Grup GYO' nun yönetim kontrolünü sağlayan A grubu imtiyazlı payların tamamının dolaylı olarak Özen Kuzu tarafından iktisap edilmesi sonucunu doğuracak pay devrine izin verilmesi talebini onayladı.
Bilindiği gibi Özen Kuzu'nun yönetim kurulu başkanlığını yaptığı Kuzu Grup üst yönetimde yer alan kardeşlerden Gökçen ve Güven Kuzu görevlerinden ayrılmıştı. Bu ayrılık Kamuyu Aydınlatma Platformu'na gönderilen bir açıklamayla duyurulmuştu.
Konuya ilişkin Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) 'Kuzu Grup Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı AŞ'nin (Şirket), A grubu imtiyazlı paylarının tamamına sahip olan Kuzu Toplu Konut İnşaat AŞ'nin (Kuzu Toplu Konut) sermayesinde yüzde 33.33 oranında pay sahibi olan Özen Kuzu tarafından, Kuzu Toplu Konut'un diğer ortaklarının paylarının devralınması suretiyle şirketin yönetim kontrolünü sağlayan A grubu imtiyazlı payların tamamının dolaylı olarak Özen Kuzu tarafından iktisap edilmesi sonucunu doğuracak pay devrine izin verilmesi talebinin III-48.1 sayılı Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarına İlişkin Esaslar Tebliği'nin 15. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında olumlu karşılanmasına karar verilmiştir' açıklamasını yaptı.
Emlak Katılım halka arz için SPK'ya başvurdu
Türkiye Emlak Katılım Bankası A.Ş. paylarının halka arzına ilişkin izahnamesini Sermaye Piyasası Kurulu onayına sundu.
İzahnamenin henüz SPK tarafından onaylanmadığı ve inceleme sürecinde olduğu, onay sürecinin tamamlanmasını takiben SPK tarafından onaylı izahname ve halka arza ilişkin detayların kamuoyu ile paylaşılacağı bildirildi.
Emlak Katılım'ın halka arzında Halk Yatırım, Garanti BBVA Yatırım ve İş Yatırım konsorsiyum lideri aracı kurumlar olarak yer alacak. Banka paylarının halka arzı ile bankacılık ve finans sektöründe yenilikçi çözümler sunmaya devam ederken, sürdürülebilir büyüme stratejilerini destekleyecek finansman kaynaklarını çeşitlendirmeyi, uzun vadeli yatırımlar için güçlü bir sermaye yapısı oluşturmayı, kurumsal yapısını güçlendirmeyi ve hem ulusal hem de uluslararası yatırımcı tabanını genişletmeyi hedeflediğini açıkladı.
Gerçekleştirilecek halka arz ile birlikte Banka'nın özkaynak yapısının güçlendirilmesi, aktif büyüklüğünün desteklenmesi, dijitalleşme ve teknoloji yatırımlarının hızlandırılması ile reel ekonomiye sağlanan finansman katkısının artırılması hedefleniyor.
Halka arzdan elde edilmesi planlanan fonun; yüzde 50-60'ının yatırım finansmanında, yüzde 20-25'inin işletme sermayesinin güçlendirilmesinde ve yüzde 20-25'inin ise özkaynak yapısının desteklenmesinde kullanılması kullanılması planlanıyor.
BORSA ŞİRKETLERİNDE NELER OLDU?
AĞAOĞLU GYO: Ağaoğlu Avrasya Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş., geçtiğimiz hafta Borsa İstanbul'da işlem görmeye başladı. Borsa İstanbul'da AAGYO koduyla yıldız pazarda işlem görmeye başlayan şirket halka arz sürecinde toplamda 3.6 kat, yurt içi bireysel yatırımcılardan 1.6 kat, yurt içi kurumsal yatırımcılardan 8.7 kat ve yurt dışı kurumsal yatırımcılardan 3.5 kat talep topladı. Ağaoğlu GYO halka arzına yaklaşık 1 milyon yatırımcı katılım sağladı. Halka arz süreciyle birlikte elde edilen kaynağın, şirketin portföyünü büyütmeye yönelik yeni yatırımlarda değerlendirilmesi planlanıyor.
ATP YAZILIM: ATP Yazılım, 2025 yılı karından pay başına 1.00 TL brüt temettü dağıtma kararı aldı.
EBEBEK: Ebebek, 1Ç26 finansallarını 30 Nisan tarihinde açıklayacağını duyurdu.
İNDEKS BİLGİSAYAR: İndeks Bilgisayar, 2025 yılı karından pay başına 0.22 TL brüt temettü dağıtma kararı aldı.
AKFEN GMYO: Şirket 2025 yılı karından pay başına yaklaşık 0.01 TL brüt temettü dağıtma kararı aldı.
CW ENERJİ: Şirket, 65.5 milyon dolar (yaklaşık 2.9 milyar TL) tutarında GES satışı sözleşmesi imzaladı.
CEO EVENT MEDYA: Şirket, 689.5 milyon TL tutarında sözleşme imzaladı.
AKHAN UN FABRİKASI: Şirket, 33 milyon euro tutarındaki makarna fabrikası yatırımında üretim hatlarının ardından robotik sistemlerin de devreye alındığını açıkladı.
REYSAŞ GYO: Şirket, İzmir'deki arsası üzerinde 25 bin metrekare kapalı alana sahip depo projesi için yapı ruhsatı alarak inşaata başladığını açıkladı.
BAHADIR KİMYA: Şirket, Kırıkkale'deki fabrika yatırımı için 247.6 milyon TL tutarında yatırım teşvik belgesi aldığını açıkladı.
KUYAS YATIRIM: Şirket, kayıtlı sermaye tavanını 500 milyon TL'den 2.5 milyar TL'ye yükseltme kararı aldı.
SARAY MATBAACILIK: Şirket, sermayesini yüzde 200 bedelli artırımla 112.4 milyon TL'den 337 milyon TL'ye çıkarma kararı aldı.
SASA: Bank of America, 2.50–2.51 TL fiyat aralığından net 151.3 milyon adet pay alımı gerçekleştirirken, şirketteki payı yüzde 4.7'den yüzde 5.04'e yükseldi.
ALVES KABLO: Bank of America, 3.38–3.40 TL fiyat aralığından net 12.5 milyon adet pay alımı gerçekleştirirken, şirketteki payı yüzde 4.47'den yüzde 5.25'e yükseldi.
TURCAS HOLDİNG: Şirket 2025 yılı karından pay başına 2.35 TL brüt temettü dağıtma kararı aldı. Teklif edilen hak kullanım tarihi 13 Mayıs olarak açıklandı.
DOĞUŞ OTOMOTİV: Şirketin 2025 yılı karından 2 taksit halinde pay başına 30 TL brüt temettü ödemesine ilişkin hak kullanım tarihleri belirlendi. Taksitler için hak kullanım tarihleri 13 Nisan ve 13 Ağustos olarak açıklandı.
AKSİGORTA: Şirket, mart ayı brüt prim üretimi verisini açıkladı. Buna göre, mart ayı prim üretimi yıllık bazda yüzde 54, aylık bazda ise yüzde 10 artışla 3.7 milyar TL olarak gerçekleşti.
GÜBRE FABRİKALARI: Şirketin bağlı ortaklığı Söğüt Altın Madeni Faz-2 yatırımında ekipman ve mühendislik sürecinin planlandığı şekilde ilerlediğini, inşaat ihalesine gelen tekliflerin değerlendirme aşamasında olduğunu sözleşme sonrası Faz-1'in 12 ayda, Faz-2'nin ise 24 ayda tamamlanmasının hedeflendiğini açıkladı.
KATILIM EVİM: Şirketin bağlı olduğu Pusula Finans Holding, Londra merkezli portföy yönetimi ve yatırım bankacılığı faaliyetlerini kapsayan uluslararası yapı kurulumu için KPMG ile iş birliği anlaşması imzaladığını bildirdi.
GÜNDOĞDU GIDA: Şirket, yeniden yapılandırma kapsamında kayıtlı sermaye tavanını 3.75 milyar TL'ye çıkarma, 2.5 milyar TL tahsisli sermaye artırımı yapma ve unvanını Pusula Yatırımlar Holding olarak değiştirme kararı aldı.
ÖZAT GMYO: Şirket, Antalya Kemer'deki otel projesi için 200 milyon euro tutarında, ilk 2 yılı geri ödemesiz 10 yıl vadeli proje finansmanı sağlarken, kredinin ilk 8.5 milyon euroluk kısmın kullanıldığını bildirdi.
GİRİŞİM ELEKTRİK SANAYİ: Şirket, OYAK Yenilenebilir Enerji ile Erdemir ve İSDEMİR için yaklaşık 358 MW kapasiteli GES projelerine yönelik 15 yıllık anlaşma imzalarken, toplam yatırım bedelinin 205 milyon dolar (yaklaşık 9.2 milyar TL) olarak belirlendiğini açıkladı.
ERCİYAS ÇELİK BORU: Şirket, yaklaşık 8 milyon dolar tutarında sözleşme imzaladı.
GATE GROUP TEKNOLOJİ: Şirket, 305 milyon TL tutarında sözleşme imzaladı.
YEŞİL YAPI: Şirket, Yakın İzleme Pazarı'ndan Alt Pazar'a geçiş için Borsa İstanbul'a başvurduğunu açıkladı.
ALTINKILIÇ GIDA: Şirket, sermayesini yüzde 1200 bedelsiz artırımla 112 milyon TL'den yaklaşık 1.5 milyar TL'ye çıkarma kararı aldı.
MIA TEKNOLOJİ: Mia Teknoloji, Kırgızistan'da daha önce imzalanan 4.2 milyon dolar tutarındaki uzun vadeli sözleşme kapsamında bugüne kadar 3.09 milyon dolar tahsilat yapıldığını ve işin büyük bölümünün proje takvimine uygun şekilde teslim edildiğini açıkladı. Şirket, aynı enerji firmasıyla 12.4 milyon dolar tutarında yeni bir iş artırım sözleşmesi imzaladığını duyurdu.
VAKKO: Vakko Tekstil, 2026 yılı beklentileri kapsamında 26 milyar TL satış geliri ve 3.75 milyar TL FAVÖK öngördüğünü açıkladı.